40 gün 40 gece düğün yapmak sizin için sadece bir deyimden mi ibaret? Bu ekonomik şartlarda ne düğünü dediğinizi duyar gibiyim. Vakti zamanında öyle bir dönem varmış ki insanlar tanıdıklarının eğlence yemeklerine katılım için 7 haftalarını harcarlarmış, malum at üstünde yolculuk zaten uzun sürer. Hayal edebiliyor musunuz? Tamı tamına 7 hafta! Böyle bir vakti herhangi bir dostun eğlencesine ayırabilmek kulağa çok tatlı gelse de o dönemin ufacık bir kusuru varmış, kölelik!
Çalışmanın sadece kölelere has olduğu, diğer kişilerin çalışmasının hoş karşılanmadığı bir dönem düşünün. Burada çalışmaktan kasıt beden işçiliği. Çalışmanın ayıplandığı bir dönem, ne kadar güzel değil mi? O dönemde mi yaşasaydık? Yok yok bu şansla biz kesin köle olurduk! :) Peki kendilerine ait zamanları olan bu insanlar neler yapıyorlar? Bilim ve sanat için mi ter döküyorlar? En azından beklenti kafayı kullanmak, düşünmek üzerine.
Neyse ki kölelik kalktı da bütün insanlar özgür, eşit bir hayat yaşamaya başladılar, kendilerine ait zamanda neler yapabileceklerine özgürce karar verebiliyorlar(!) Mesela arkadaşımın davet ettiği eğlenceye 7 hafta olmasa da 1 gün ayırabiliyorum, gerçi patronum yıllık iznimi iş yoğunluğundan dolayı kullanamayacağımı söyledi ama olsun bu istisnai bir durum, normalde işler yoğun olmasa kesin izin verirdi(!) Neyse artık nasip arkadaşımın ikinci düğününe.
Buraya kadar okuyanlar umarım, ne anlatıyor bu değişik, demiyorlardır. Tembellik hakkımız nerede diyorum, 1 yılda 14 gün diyorlar, tek parça mümkün değil kullanamazsın, şu işler bir durulsun tamam söz sana 10 gün kafa izni, lütfettiniz, e bana bugün lazım, maalesef iş beklemez! İşte günümüz özel sektöründe tembellik hakkımız özetle bu kadar. :) "O iş yerinde çalışılmaz, hemen istifa etmek icap eder." Tabii tabii haklısınız