Ressamın, kendisinden sonraya bir şeyler bıraktığı söylenir; tabloları hayatta kalmaya devam eder ve anısını sonsuzlaştırır.
Müzik bestecilerinin de operalar, konserler bıraktığı belirtilir; fakat müzik modaya tabidir, resim değil.
Kalbine ve ruhuna uygun bir dost bulan kimse ne mutludur! Zevk, duygu ve bilgi benzerliğinin birleştirdiği bir dost; hırstan ya da çıkardan başı dönmeyen bir dost; bir sarayın şatafatasındansa, bir ağacın gölgesini tercih eden biri! Ne mutlu dostu olana!
Bir kitap okuduğunuzda, beyefendi, ve hayal gücünüzde aniden çok hoş bir fikir canlandığında, ruhunuz hemen buna sarılıp kitabı unuturken gözleriniz kelimeleri ve satırları mekanik olarak takip eder; ne okuduğunuzu anlamadan ve hatırlamadan sayfayı tamamlarsınız. Bu durum, okumayı eşine emretmiş olan ruhunuzun, yapacağı küçük kaçamak konusunda onu hiç uyarmamış olmasından kaynaklanır; öyle ki öteki, ruhunuzun artık dinlemediği okumaya devam eder.
İnsanın ikili olduğu kabaca fark edilmektedir; bir ruh ve bir bedenden oluştuğu söylenir. Üstelik bu beden, sayısını hatırlayamadığım kadar çok şeyle suçlanır. Fakat, laf aramızda, bu suçlama kesinlikle haksızdır, çünkü beden ne hissedebilir ne de düşünebilir. Öfkemizi hayvandan, gerçek birey olan, kendi ayrı varoluşu, zevkleri, eğilimleri, iradesi olan ve sadece daha iyi yetiştirilmiş ve daha kusursuz organlara sahip olduğu için diğer hayvanlardan üstün olan ruhtan kesinlikle ayrı olan bu duyarlı varlıktan çıkarmamız gerekir.