İş saatlerinin anlamsız, sonu gelmez sürgitliği, düşlenen bir gelecekle dengelenir; gelecekte girişilecek düşsel etkinlikler o andaki edilginliğin yerini doldurur. O kadın ya da erkek işçi, düşlerinde gerçek tüketici olur. Çalışan ben, tüketen beni, kıskanır.
Gerçekten de kadın kendi varlığına katkıda bulunmayan hiçbir şey yapmaz. Varlığı, kadının kişiliğiyle öylesine bir iç içedir ki erkekler bunu bedenden çıkan bir tütsü, bir koku, bir sıcacık sıcaklık olarak algılarlar.