Yaz ayları çok seye gebedir. Bunlarm iyisi, kötüsü de vardir. Olanca genç kızlar, Irak iklimlerin, ırak kentlerin rüyalarını görürler.
Çoğunlukla bu ırak kentlere bir gün gelin gideceklerini düşünürler. Düşünürler ama, gerçekleşmez gördükleri rüyalar, düşündükleri güzel şeyler seyler. Yine o topraklarda kalırlar. Yine o topraklar besler onları, yari aç da olsa... Bodur ahlat ağacına benzer köyde yaşayan insan.
Ne uzar, ne kısalır. Tüm yaşantısında bir gün uzayacağını düşünür, ama o günü göremeden gider. O günleri düşüne düşüne ırak bir yolculuğa çıkmaya hazırlanır artık. Sonu gelmeyecek bir yolda yürüdüğünün farkına bile varamaz ... Kader, der çıkar işin içinden. Halbuki bilmez kaderin kendi elinde olduğunu. Yılların ardından gelen yıllanmış kötü adetlerin de peşini bırakamaz. Babasindan, dedesinden ne görmüşse, onu yapmaya çabalar. Onlardan bir gömlek ilerde olmasını aklının kenarından bile geçirmez. Kör bir yaşantindir, sürüp gider.
Sayfa 182 - Ararat yayınları