Gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan çoşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş? Ne yapalım, dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten, iki yıl mı geçmiş? Gelmesinin eli kulağındadır…
Yokuş yukarı yürümeye başlamıştım bile. İçimdeki dipsiz kuyunun duvarlarını yavaş yavaş tırmanıyordum. Savaşıyordum! Pusu dağıtmak, berraklığa kavuşmak, belleğimi yeniden kurmak, doyuramayıp acı çekmek pahasına arzularımı diriltmek için… Bu artık benim, yalnız benim mücadelemdi.