Bu romanı gerilim barındırdığı için seçtim. İlk başlarda normal günlük bir yaşamdan ibaret. Beni biraz bunalttı diyebilirim. Lise muhabbetleri,partiler filan okumak beni bayıyor. Tipik amerikan gençlik klişeleri işte bilirsiniz. Her neyse bir de dikkatimi çeken bir şey ; 16 yaşında ki çocukların bu kadar rahat bir şekilde Alkollü bir şekilde araç kullanması,öğretmenlerine yaptıkları saygısızlıklar,çocuğun zengin olması dokunulmaz olduğu anlamına geldiğini sanması,sevişmesinin normalleştirilmesini itici buldum. Gerici asla değilim.Bu bir roman kızım! diyen de olabilir. Evet farkındayım ama zaten örnek alma,özenme gibi davranışa yansıyan durumlarda ya film karakterlerinden ya da kitap karakterlerinden kaynaklı oluyor. Hatırlarsanız bir dönem herkes Polat Alemdar filandı Deli Yürek filan Özenç işte bunlar hep.Sağlıklı şeyler değil bunlar özetlersem eğer.
Neyse lafı dolandırmayayım,burada beni kaybetti. Bari liseli olmasaydı bu çocuklar reşit olsaydılar.Aaa ama amerika dimi pardon!
Ana Karakterimiz olan Saye, bir gün arkadaşlarıyla bir festivale gider ve orada garson kıza sinirlenip,öfkeli bir şekilde oradan ayrılır.Ancak bir şeyden haber yoktu;bir psikopat onu takip ediyordu ve kıskıvrak yakalanarak kaçırılacaktı. Saye bir anda gözlerini karanlık bir odada bir yatak ve lambanın olduğu izbe bir yerde açar. Üstelik ayağından bağlıdır. İnanamaz! Saye çok korkmuş ve bunun neden başına geldiğini düşünür. Aklına Paskalya gecesinde Garrett denilen lanet arkadaşının Evan’a yaptığı her neyse onu getirir. Bunun cezasını kendisinin çekiyor olmasına anlam veremez. İçeri Calen girer ve onu neden kaçırdığını anlatır. Aslında onun oğlu olduğu ve onu kaçırdıklarını adının Saye değil,Daniel olduğunu söyler. Çocuğun bilincini kendi teknolojileriyle temizlediklerini söyler. Zamanla Saye