Evlilik, başlangıcı bir bakış ve sonu sonsuzluk olan bir zincirin altın halkası, insanın kalp tarlasına inen pak bir yağmurdur.Nasıl ki sevgilinin gözünde parlayan ilk bakış insanın yüreğine serpilmiş tohuma, ilk öpüş hayat ağacının dalında açmış bir çiçeğe benziyorsa aynı şekilde iki sevgilinin evlenerek kurdukları beraberlik de o tohumun ilk çiçeğinin ilk meyvesi gibidir.
Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil dudaklarımla.
Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan.
Delilik mi dedin? Kim bilir...Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu.Gökyüzü de olmak isteyebilirdim
değil mi? Kim ne diyebilir ki?
Emine Şenlikoğlu’ndan okuduğum ilk kitap ve beni gerçekten derinden etkiledi. Yazar; bir kadının iradesiyle, kendisiyle ve düşünceleriyle olan o amansız savaşını, hangi tarafın galip geleceğini çok başarılı bir şekilde ele almış.
"Derince iki mezar kazdım şu an manada; birisinde sen varsın, birisinde eski ben...
Örttüm mezarımızı ve mıhladım taşlarla...
Ne sen çıkabilirsin oradan, ne de eski ben..."
Sonuç ortadaydı;
kazanan belliydi...
Derince iki mezar kazdım şuan manada;birisinde sen varsın, birisinde eski ben...
örttüm mezarımızı ve mıhladım taşlarla...
Ne Sen çıkabilirsin oradan, Nede eski Ben...