Yine bir müteferrüç misali yollara düşürdüm kendimi. Bu havaya rağmen dışarı çıkmış bulundum işte. Hava bir değişik gibi sanki. Yağmur başladıktan sonra kimisinin yüzünde güller açmaya başladı. Gökyüzünden mutluluk yağıyordu heralde. 2 adım ilerimde yürüyen ailede ağlayan çocuk yağmur başladıktan sonra ellerini açıp, yüzünü göğe çevirip gülmeye, kahkahalar atmaya başladı. Kafamı yavaşça sola çevirdiğimde giderek yakınlaşan, son ses arabesk müzik çalan arabanın içindeki adamlar müziğe rağmen beraber gülüşüyorlardı. Hemen yolun karşındaki ayakkabı boyacısı adamın yüzü bile haline kıyasla gayet memnun ve mutlu görünüyordu.
Bu yağmur gerçekten mutluluk yağmuru muydu?
Kafamı tekrar önüme çevirince gördüm ki, o kahkahalar atan çocuğu tutan babası ve yanındaki annesinin yüzünde tebessümün “t”si bile yoktu. Dünya hali işte. Kim bilir ne dertleri, sıkıntıları var. Ya da sadece yağmurun farkında olmayıp dalgınlar mıydı? Acaba yağmur etkisini bende ne zaman gösterecek diye aylak aylak yürürken ayağım takıldı ve şans eseri sokağın köşesinde bu soğuk ve yağmura rağmen cam-kapı açık olan daire gözüme takıldı. İçerisi biraz kalabalık ve yağmurdan mıdır bilmem hüzün kaplıydı sanki. Biraz daha dikkatli bakınca duvardaki asker resmini gördüm. O kalabalığın içinde gözü şiş olan insanlar… galiba bu ev bir şehit ailesinindi. Allah rahmet eylesin. Allah yakınlarına sabır versin inşallah. Yağmurun bu insanlara da etkisi olsa ya keşke. En azından merhumun cennete gideceğinden eminler. Bari en azından bir günlüğüne, bir anlığına dahi olsa avutsa ya bu onları. Ne olurdu ki? Ya yağmur yanlış bir günü seçti ya da yere düşen damlalarda mutluluk yok ve ben kendimi kandırmaya çalışıyorum. Ne olurdu bu yaşıma rağmen biraz önce önümdeki çocuk gibi elimi ve yüzümü göğe çevirip hiç bir tasam yokmuş