İyi bir kadın işçi ipiyle dakikada en fazla beş ilmik atabilir, halbuki bazı yuvarlak dokuma tezgâhları aynı sürede tam otuz bin ilmik atıyor. Demek ki makinenin her dakikası, kadın işçinin çalıştığı yüz saate eşdeğer veya makinenin çalıştığı her dakika kadın işçiye on gün dinlenme hakkı veriyor. Dokuma sanayii için doğru olan, modern mekanik sayesinde yenilenmiş tüm sanayiler için de az çok geçerlidir. Ama ne görüyoruz? Makineler mükemmelleşip durmadan artan bir hız ve doğrulukta insanın çalışmasını aşağı çekerken, işçi dinlenme süresini bu oranda artıracağına sanki makineyle yarışmak ister gibi gayretini iki katına çıkarıyor. Ne saçma ve öldürücü bir rekabet!
“....Birincisi nitelikli bilgi. İkincisi: onu hazmetmek için gerekli serbest zaman. Üçüncüsü de: İlk ikisinin karşılıklı etkileşiminden öğrendiklerimizde temellenen eylemlerde bulunma hakkımız.”
Tercih, korumacılık mı liberalleşme mi ikilemi üzerine yazılan bir yazıdır. Kitaptaki konuşmalar, kurgusal olarak dünyaya tekrardan gelen, ünlü iktisatçı ve serbest ticareti savunan David Ricardo ile bir televizyon imâlatçısı olan Ed Johnson arasında geçmektedir. Liberalleşmeyi, kurgusal ve basit bir dille anlamak isteyenlerin zevkle okuyabileceklerini düşünüyorum.
Kitaptan bir kaç alıntı eklemem gerekirse de;
"Ticaret politikasının amacı, herkesin tamı tamına aynı imkânlara sâhip olmasını temin etmek değil, insanlara, hayatlarını ilginç ve ödüllendirici biçimde yaşama fırsatı vermektir."
"Bir grup Amerikalı taşıdıkları nitelikler dünyanın her yerinde bolca bulunduğu için global piyasada rekabet edemiyorsa, Amerika buna nasıl tepki göstermeli? Onları koruyarak, yüzyüze oldukları rekabetten uzak tutarak mı, yoksa onları ve çocuklarını niteliklerini geliştirmeye teşvik ederek mi?........ Gerçek tercih, statik bir dünya ile dinamik bir dünya arasındadır. İnsanları hayal etmeye ve hayalleri gerçekleştirecek nitelikleri kazanmaya teşvik edecek bir dünya ile, insanları ellerindekiyle yetinmeye ve daha az hayâl etmeye teşvik edecek bir dünya arasında bir tercih."