Rᴏꜱᴇᴛᴛᴀ Cᴀʀʟᴇᴛ

Warner için devam ettiğim o kitap.
6/10
·424 syf.··
2025 58. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2025 22:11
Evet gelelim Bana Dokunma serisinin ikinci kitabına. Öncellike belirteyim ki Juliette'i hâlâ sevmiyorum. Herkesin bir şeyler yapmak için çabaladığı, mutlu olmaya sebep aradığı bir dünyada sadece karamsar ve ezik davranan bir karakterdi. Sanki onun dışındaki kimse kötü şeyler yaşamamış, olan her şey ona olmuş gibi davranması ve bunu 400 sayfa boyunca okumak çok sıkıcıydı. Tek derdi Adam ve gücü. Kitabın yarısından sonra da Warner'a olan hisleri girdi işin içine. Hangisini seveceğine, hangisinden uzak duracağına kendisi de karar veremedi bir türlü. Warner'la birlikteyken Adam'ı sayıklayıp, Adam'layken aklı Warner'a giden birini düşünün. Üzgünüm Juliette ne Warner'ı hak ediyorsun ne Adam'ı. Başrol kıza antipatimi yeterince kustuğuma göre biraz da kitapta geçen diğer olayları anlatayım. Gerçi çok bir olay anlatılmadı yine. Önceki incelememde de yazdığım gibi olaylardan çok Juliette'in hislerini ve kafasının içini okuyoruz bu kitapta da. Arka planda Omega Noktası denen ve özel güçleri olan insanların toplandığı bir kuruluş var, başrollerimiz oraya sığınıyor. Dünyadaki despot yönetime alttan alta kafa kaldıran bir kurum. Kitabın sonuna kadar sadece adı var. Arada bir de erzak toplamak için yüzeye çıkıyorlar. Kitabın sonunda da bir savaş çıkıyor sözüm ona. Ve bu kuruluşumuz da sivilleri kurtarmaya gidiyor. Kurtarıyorlar mı bilmiyoruz sadece gidiyorlar. Her neyse bu serideki her şey sırf yazılmak için yazılmış, her şey zorlamaymış gibi geliyor bana nedense. Büyük ihtimalle haksızlık yapıyorum ama yine de öyle geliyor bana. Kenji'nin gereksiz gevşekliği, çok önemli biri olarak görülmesi ama neden bu kadar önemli olduğunun bize gösterilmemesi. Kısacası Kenji'ye "ortamın gerginliğini saçma sapan esprileriyle alan karakter" tiplemesi diyebilirim. Adam'a gelirsek karakter
1000Kitap
Beni BırakmaTahereh Mafi · Dex Yayınevi · 20181,410 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·568 syf.··
2024 173. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2024 20:34
Bu bir, kitabı okumaya teşvik incelemesidir. Bir şans vermeyi unutmayın. Bu incelemenin altından kalkabilecek miyim bilmiyorum ama kitap kendiliğinden okunmayacağı için siz bu kitabı okuyun diye sizi ikna etmeye çalışacağım. Ben okurken bilmiyordum ama kitabın başkahramanı Grace Marks gerçekten yaşamış bir kişidir. Kitap başlı başına çarpıcı bir kurguya sahipken anlatılan olayların ve karakterlerin çoğunun gerçeğe dayandığını öğrendiğimde üzerimdeki etkisi daha da arttı. Kitap ayrıca Margaret Atwood ile tanışma kitabım da oldu. Yazarın tüm kitaplarındaki dili böyle mi bilmiyorum ama kitaba ilk başladığımda kolayca kurguya dahil olamadım. Daha doğrusu kurgu tüm dikkatimi ona vermeden içeri girmeme izin vermedi desem daha yerinde olur. Çünkü kesinlikle basit bir anlatıma sahip değildi. Olayların içine katman katman giriyoruz ve kitabın zaman dilimi sürekli değişiyor. Hem şu anı yaşıyoruz hem de Grace'in anlatımıyla olayların nasıl başladığını yavaş yavaş öğreniyoruz. 600 sayfaya yakın olmasına karşın merak duygusunu canlı tuttuğu için kesinlikle yormadı. Çünkü yolun neredeyse sonundaydık ama bu sona gelene kadar Grace'in neler yaşadığını bilmiyorduk bu da okuma kalitesini arttıran bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın konusunu anlatmayacağım daha çok tarihte yaşamış Grace hakkında konuşmak istiyorum. Grace yaşadığı şeyleri hak etti mi, suçlu mu bunu bilmiyorum ama ölümünden neredeyse 150 yıl sonra onu bilmek, tanımak beni mutlu ediyor. O yüzden sizi de onunla tanıştırmak istiyorum: Grace Marks, İrlanda'da yoksul bir aileye doğmuş bir kızdır. Ekonomik sebeplerden ötürü kendisi 12 yaşındayken annesi, babası ve 8 kardeşiyle birlikte Kanada'ya gitmek için 8 hafta sürecek (yanılmıyorsam) bir gemi yolculuğuna çıkar. Hem dönemin şartları hem de maddi durumlarından dolayı bu
1000Kitap
Nam-ı Diğer GraceMargaret Atwood · Oğlak Yayınları · 0541 okunma
Talat ve Fitnat'ın Aşkı
9/10
·120 syf.··
2024 134. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 14:34
Türk edebiyatımızın ilk telif romanı olan Taaşşuk-ı Talat Ve Fitnat, Tanzimat'ın ilanıyla birlikte çeviri kitaplardan sonra biz okurlara sunulmuştur. Başlıktan yola çıkarsak kitapta sadece Osmanlı Dönemi'nde yaşayan iki kişinin aşkı anlatılıyor diye düşünebiliriz ancak ele alınan konu sadece bu değil. O dönemin evlilik kültürü (ki ben bu rezilliğe kültür demem ama neyse) daha çok ön planda. Eğitimden sosyal hayata, her şeye kısaca değinilmiş. Biraz sonra anlatacağım yozlaşmış zihniyet keşke sadece o dönemde kalsaydı ama günümüzde bile hala buna benzer durumlar maalesef ki mevcut. Yakınmak istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilemiyorum. O zaman direkt başlıyorum. Dönemin kızlarından uslu, itaatkar, suskun vs olmaları bekleniyor. Genel olarak beş yaşında okula gönderilip sekiz, dokuz kısmen açık görüşlü ailelerde ise on, on bir yaşlarında okuldan büyüdüğü gerekçesiyle alınıyor. Çok büyük bir kısmınınsa hiç gönderilmediğine bahse varım. Aynı şekilde on, on bir yaşlarında feraceye giriyorlar. Peki okuldan alınan kız hayatını nasıl geçiriyor? Ev işi, nakış dikiş, gergef öğrenerek. Bu şartlar iyi aile kızı(!) olan her kızda aranan şartlar tabi. On beş yaşlarına geldiklerindeyse geçmiş olsun, verildiniz. Kime? Onu söyleyemiyoruz maalesef. :/ Kıza sorup rıza almak mı? O da ne, öyle bir şey mi var? Başrol kızımız Fitnat zaten yedi yıldır evden dışarıya adımını atmamış. Neden mi? Bakın üvey babasının gerekçesi ne: Fakat ben kızımı çıkarıp bir seyre göndersem, kız güzel, herkes arabanın arkasına düşecek. Kimi yüzüne bakıp bıyık buracak, kimi sigara atacak, kimi bilmem ne halt edecek! Benim gayretim, namusum böyle rezaletlere tahammül edemez. Şahsen ben ikna oldum(!) sizi bilemem. Neyse ev karantinasında olan Fitnat'ın dışarı ile tek bağlantısı evin
Edebiyat
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202238,1bin okunma
Okumasanız da çok bir şey kaybetmezsiniz bence.
6/10
·332 syf.··
2024 101. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2024 19:13
Evet, gelelim o her yerde görüp sonunda okumaya karar verdiğim kitaba: Bana Dokunma Kitapta anlatacak az şey olduğu için spoiler vererek anlatacağım. Başrolümüz Juliette'in nereden geldiğini bilmediği bir özel gücü var. İnsanlara dokunamıyor. Dokunduğunda insanların hayat enerjisini vs emiyor ve kişi ölüyor. Bakın ne güzel bir konu ama maalesef yazar bu güzel konuyu çok güzel bir şekilde fantastik diliyle anlatacağı yerde resmen wattpad diliyle anlatmış. Yanlış anlaşılmak istmem, incelemelerimi okuyanlar wattpad kitaplarına düşmanlığım varmış gibi düşünmesin tam tersi kaliteli wattpad kitaplarını severim de ama burada kastettiğim şey; anlatım bakımından yetersizlik, aynı söz öbeklerini birden fazla kez tekrarlama (ikilemeleri geçtim artık üçleme, dörtleme falan okuyoruz), olaylardan çok karakterin ruh hali tasviri... Ruh hali tasvirini severim ama bana sorarsanız fantastik/distopik bir kitapta bu kadar fazla olmamalı. Juliette özür dilerim seni anlamaya çalıştım ama bence biraz pick me'lik var sende. Örnek vermem gerekecekse: 264 gündür kilit altında tutulan karakterimiz Warner adındaki biri tarafından akıl hastanesinden çıkarılıyor. Warner'ın Juliette'i oradan çıkarma sebebi ise Juliette'in gücünü kendi çıkarları için kullanmak. Karşılığında da kızı zaten akıl hastanesinden çıkartıyor üstelik kitapta bahsi geçen çivisi çıkmış dünyada ona birçok imkan sağlıyor.(sıcak su, kıyafetler, yiyecekler vs.) Bence gayet uygun bir anlaşma. Ama bizim kız ne yapıyor? Sebebsiz yere Warner'a nefret besliyor. Warner ile Juliette diyaloglarını okurken dedim ben bir şey mi kaçırdım, bu nefret nereden geliyor? Evet Warner çok iyi biri değil, amacı da kötü ama Juliette'i hiç zorlamadı. Adamın tek istediği Juliette'in kendisine dokunması. (Gücünün sınırlarını keşfetmesi için.) Aa ama
1000Kitap
Bana DokunmaTahereh Mafi · DEX Yayınları · 20242,285 okunma
Fantastik-Genç Kurgu sevenlere çerezlik bir kitap!
7/10
·339 syf.··
2024 42. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2024 23:17
SPOILER İÇERİR. Öncellikle bu kitap severek okuduğum üç fantastik kitaptan benzer ögeler içermesiyle bana şu kitapları anımsattı. 1.Zalim Prens 2.Gökyüzünün Diğer Tarafı 3.Hırsızların Dansı Violet'in fakir bir çocukluk geçirerek hırsızlık yapması ve hayatta kalmak için çok mücadele etmesi bana Hırsızların Dansı kitabındaki Kazi'yi anımsattı. Violet(başrol kız) ve Cyrus'un(başrol erkek) hastalıklı ilişkileri -ki buna sevgi ya da nefretten aşka diyenler olabilir saygı duyarım- bana Zalim Prens kitabından Jude ve Cardan'ı hatırlattı. Ayrıca kızın yalan söylese dahi herkesin ona inanacak olması ve peri muhabbetleri de Peri Halkı Serisi'ni andırdı. Kahin gibi kutsal bir varlık olan Violet ise bana Gökyüzünün Diğer Tarafı kitabından Nimh'i anımsattı. Bu kitaplarla benzer ögeler içeriyordu ama bu, kitabı beğenmediğim anlamına gelmiyor. Zaten yazarın Teşekkür kısmında yazdığına göre bu kurgu, 11 yıl önce yazarın kafasında şekillenmeye başlamış. Yani bu konuda içiniz rahat olsun. Eleştirecek kısımlara gelecek olursam başrollerin sevgisi hiç bana işlemedi. Bence onların da aklı baya bir karışık bu konuda. Birbirimizin boğazını sıkmak için mi saldırsak, sarılmak için mi ikilemindeydiler sürekli. Tabi Violet'in kalbinden çok mantığıyla hareket etmesi iyi bir şey ama yine de Cyrus'un kıza biraz daha saygı göstermesini isterdim. Kitabın sonuna kadar ya kızı görmezden gelerek aşağıladı -aşağılama kısmı doğru yöntem olmasa da nedenini anlıyorum- ya da kıza sürekli seni istiyorum dedi. Peki bu seni istiyorumdan kasıt fiziksel bir şey miydi yoksa manevi bir şey miydi bilemiyorum(!). Bu değişik ve hoşlanmadığım ilişki dinamiklerini saymazsak okuması eğlenceliydi. Buna benzer kurgular okuduk, okuyoruz ve okuyacağız da. Zaten bu tarz kitaplar da birbirine benziyor maalesef. Ama
1000Kitap
Violet Dikenlerin MenekşesiGina Chen · Artemis Yayınları · 2023276 okunma