Türk edebiyatımızın ilk telif romanı olan Taaşşuk-ı Talat Ve Fitnat, Tanzimat'ın ilanıyla birlikte çeviri kitaplardan sonra biz okurlara sunulmuştur.
Başlıktan yola çıkarsak kitapta sadece Osmanlı Dönemi'nde yaşayan iki kişinin aşkı anlatılıyor diye düşünebiliriz ancak ele alınan konu sadece bu değil. O dönemin evlilik kültürü (ki ben bu rezilliğe kültür demem ama neyse) daha çok ön planda. Eğitimden sosyal hayata, her şeye kısaca değinilmiş. Biraz sonra anlatacağım yozlaşmış zihniyet keşke sadece o dönemde kalsaydı ama günümüzde bile hala buna benzer durumlar maalesef ki mevcut.
Yakınmak istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilemiyorum. O zaman direkt başlıyorum.
Dönemin kızlarından uslu, itaatkar, suskun vs olmaları bekleniyor. Genel olarak beş yaşında okula gönderilip sekiz, dokuz kısmen açık görüşlü ailelerde ise on, on bir yaşlarında okuldan büyüdüğü gerekçesiyle alınıyor. Çok büyük bir kısmınınsa hiç gönderilmediğine bahse varım. Aynı şekilde on, on bir yaşlarında feraceye giriyorlar.
Peki okuldan alınan kız hayatını nasıl geçiriyor? Ev işi, nakış dikiş, gergef öğrenerek. Bu şartlar iyi aile kızı(!) olan her kızda aranan şartlar tabi. On beş yaşlarına geldiklerindeyse geçmiş olsun, verildiniz. Kime? Onu söyleyemiyoruz maalesef. :/ Kıza sorup rıza almak mı? O da ne, öyle bir şey mi var?
Başrol kızımız Fitnat zaten yedi yıldır evden dışarıya adımını atmamış. Neden mi? Bakın üvey babasının gerekçesi ne:
Fakat ben kızımı çıkarıp bir seyre göndersem, kız güzel, herkes arabanın arkasına düşecek. Kimi yüzüne bakıp bıyık buracak, kimi sigara atacak, kimi bilmem ne halt edecek! Benim gayretim, namusum böyle rezaletlere tahammül edemez.
Şahsen ben ikna oldum(!) sizi bilemem.
Neyse ev karantinasında olan Fitnat'ın dışarı ile tek bağlantısı evin