Bu beden, hayvanların sağrılarına vurulan mahmuzlar gibi, bir dokunuşta efendisi biliyor seni; evet, seni seviyor! Ya ruhum, ruhum da seviyor mu? Sanmıyorum; sormaya korktuğum için bilmiyorum. Oysa sen benimle konuşurken sözlerin ruhundan geliyordu; ruhunla istiyorsun beni - beni arzulayan yalnızca ruhun.
İyisi mi git artık, git, ama beni aklından çıkarma. Aklından çıkarma ki, bu bedende yaşadığım gibi, kendi hayatımı yaşadığım gibi, sevgiyle anılarak yaşayayım belleğinde.
Aşk bir öfke gibi yanıyordu içimde; sevecenlik yangına dönmüştü; ondan nefret ediyor, ona tapınıyor, ona acıyor, cezbeye tutulmuşçasına tapıyordum ona.