Şarkılarını beğenerek dinlediğim, okuduğu kitaplara olan yorumlarını beğenerek okuyup dinlediğim biri Can Bonomo. O yüzden de yazmış olduğu ilk romanı epey merak ederek aldım elime.
Ateşli Silahlar ve Bilardo, çok ilginç bir kitaptı. Okurken bazı anların gerçek mi yoksa hayal ürünü mü olduğunu anlamada epey zorlandım. Çünkü ana karakterimiz olan Necip Fazlı, anksiyetesini kafasında yarattığı bir insan olarak görüyor. Zor anlarda karşısına çıkan anksiyetesi yani 'Kral' onu ilginç yollara sürüklerken; hayatında hiç görmediği değeri hem ailesinden hem de çevresinden nasıl alabileceği konusunda kimi zaman yerinde kimi zaman da yersiz tavsiyeler vererek onu yönlendiriyor. Nedense Kral karakteri benim zihnimde Can Bonomo olarak canlandı. Güneş'i İse Öykü Karayel olarak hayal etmekten geri duramadım.
Sultanbeyli'de yaşama ve hayata tutunma amacı taşıyan Necip Fazlı'nın hızlı yükselişi ve zenginliği kısa yoldan ama çetrefilli bir şekilde elde edip kendini çeşitli zümrelere saydırmasına şahitlik etmek isterseniz, siz de buyurun ve okuyun.
Çok büyük bir hevesle alıp başladığım bir kitaptı. Yazarın ilk kitabı olan Tavuk Bacaklı Ev'i okuyup çok beğenmiş ve hatta büyülenmiştim. Bu kitabında öyle bir etki yaratmasını bekliyordum ama öyle olmadı. Yetişkinlikte okunan çocuk kitaplarına çok kıymet veriyorum, çünkü insanı görmediklerini görmeye iten bir güç oluyor bu kitaplarda. O efsunu bu kitapta görememek beni biraz üzdü.
Tavuk Bacaklı Ev'i okumadan bu kitabı okursanız, belki siz benim gibi düşünmez ve beğenirsiniz. Çünkü o kitap gerçekten kurgusal olarak da yazın olarak da bundan çok daha üstte bir kitap.
İki kitap arası birkaç bağlantı olduğunu görmek benim için sürpriz oldu, ancak dediğim gibi benim üzerimde beklediğim etkiyi yaratmadı. Ben yazarın yerinde olmuş olsam çok daha farklı bir şekilde konuyu bağlar, okuyucuyu daha başka bir şekilde şaşırtır ve kitaplar arası bağlantı kurardım.
Okuduğum Ahmet Ümit romanlarına bir yenisini daha bu kitapla ekledim. Yazarın ilk eserlerinden olduğu gerçekten çok belli. Beklediğim o polisiye duygusunu, gerginliği tam olarak hissedemedim. Sanıyorum hem konusuyla hem de yazım diliyle alakalı bir durum oldu. Beni çok da içine alabilen bir kitap olmadı. Okurken mutsuz etti mi? Hayır , ama çok daha iyilerini okumuştum.
Kar KokusuAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 20199,4bin okunma
Bu kitabı hayatımın farklı farklı evrelerinde tekrar tekrar okudum. Orta okulda, lisede, üniversitede ve şimdi.. insanın farklı yaşlarda aynı kitabı okuması geçmişteki kendiyle de bir yüzleşmesi aslında. Ortokulda ilk okuduğum zaman ne de etkilenmiştim Feride ve Kamrandan.. Dönüp baktığımda o zamanki aklımın ve kalbimin nelerden etkilendiğini görebiliyorum, ama şimdi.. Bugünkü bilincim, bugünkü duygularımla içten içe Feride ve onun aldığı kararların çoğuyla, etrafındaki insanlarla, onlara olan güveniyle, yaşadıklarını sindirme şekliyle kısacası pek çok şeyle kavga ettim, sinirlendim, üzüldüm. Yanlış anlaşılmasın hala çok sevdiğim bir kitap ama artık eleştirdiğim kısımları çok daha fazla.
Her seneye bir İhsan Oktay Anar kitabı sığdırmaya Suskunlar ile devam ediyorum. Sizi bilemem ama ben senede bir Anar kitabını ancak kaldırabiliyorum. Her cümlesini, her satırını anlamak, anlamlandırmak istediğimden midir yoksa satır aralarını okumaya çalışırken kendimi bambaşka konuları araştırırken bulduğumdan mıdır bilinmez...
Büyülendiğim, büyüsüne kapılıp sayfalarca araştırma yaptığım, sonrasında yaptığım araştırmalara kendimi kaptırıp kitaptaki olayları unuttuğum bir okuma deneyimiydi. İhsan Oktay böyle biri. Size anlatacak o kadar çok şeyi, aktaracak o kadar köklü bir kültür birikimi var ki, tüm bunları anlamak için okuyacaklarınızdan çok yapacak olduğunuz araştırmalara hazır olmanız ve tetikte olmanız gerekiyor.
Aslında bakarsanız kitabın içi ipuçlarıyla dolu ama onları görmek için Anar'ın anlattığı her şeyi çok iyi anlamak gerekiyor fakat okurken kimi zaman olaylarda kimi zaman da müziğin, onun kaleminin büyüsüne kapıldığınız için kaybolduğunuz anlar oluyor. Yani sizin anlayacağınız, kaybolmak istiyorsanız bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
Suskunlar, adını bir mezarlıktan alıyor olsa da içinde müziğin, tasavvufun, dinin ve bana sorarsanız felsefenin olduğu çok iyi kurgulanmış bir kitap. Ve bütün bu alanların birbiriyle bağlantısının kusursuzca yapılmış olduğunu da söylemeden edemeyeceğim.
Üç bölümden oluşan kitabın bölümleri Klasik Türk Müziğindeki makamlardan oluşuyor. Sırasıyla Yegah, Dügah ve Segah. Bu makamların etimolojik kökenleri Farsçaya dayanıyor ve anlamları; yegah için, yek ve gah kelimelerinin birleşimi ile birinci durak/ses , Dügah için; ikinci durak / ses, ve Segah üçüncü durak / ses anlamına gelmekte. Her bir makamın kitabın bölümleriyle alt metinlerle de bağlanmış olması çok tatmin edici. Ya da ben de bir müzisyen olduğum için bu