Bu satırlarımı Mustafa Kaya' nın Çocuklar Gibi şarkısını dinleyerek yazıyorum.
Çünkü Gülşah benimle buluşmak istersen bu şarkıyı dinle demişti.
Ağladım, en çok sana ağladım bu hikâyede
Kitapta geçen o şarkıları
dinlerken okuyup gözyaşlarına hâkim olamamak...
Artık o şarkılar bize bu sevdayı da
hatırlatacak.....
Ah be Gülşah'ım ne çok isterim seninle buluşmayı, acılarına birlikte ağlamayı...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
O kadar saf ve masumdu ki aşkınız...
Ve sen Şahin...
Çok güzel sevdin çok. İncitmeden,kıyamadan.
Ben Şahin gibi seven, Gülşah gibi sevilen çok az insana şahit oldum.
Hayatımda hiçbir kitapta bu kadar ağlamadım ve bu kadar etkilenmedim.
Hâlâ da etkisinden çıkamadım.
KEŞKE OLMASAYDI SONUNUZ BÖYLE :(
ŞAHİN VE GÜLŞAH...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Balıkesirli güzeller güzeli Gülşah ile Diyarbakırlı yakışıklı Şahin'in gerçek bir aşk hikâyesi.
Kültür, ırk farklılığının ne kadar büyük sorunlar oluşturabileceğini iliklerimize kadar hissettirdi okurken.
Hangisi daha aşık, kim suçlu bu ilişkide. Yaktın be Gülşah' ım içimi.
Ağladım, en çok sana ağladım bu hikâyede ama en çok da sana kızdım.
Bir aşk daha mahşere kaldı. İnsan bir şeyi yapmadan önce iyi düşünmeli. Anlık verilen kararların geri dönüşü olmayabiliyor. Öfke insana hata yaptırır, o nedenle bir şey yapılmadan önce, enine boyuna ölçülüp tartılmalı. Aksi takdirde ömür boyu mutsuzluğa sürükler...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
ŞAHİN VE GÜLŞAH
Umarım iyisinizdir. Umarım bir gün sizden haber alırız.
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma
Waris, çölde göçebe hayatı yaşayan bir ailenin kızıdır.
Küçük yaşta kadın olmanın zorluklarıyla karşılaşan Waris; 12 yaşına geldiğinde babasının onu dört deve karşılığında evlendirmek istemesiyle birlikte daha fazla bu zorluklara dayanamayarak evden kaçmaya karar verir. Bu zorlu süreçte başını bir çok olay gelir ama bi şekilde hepsinin üstesinden gelip kendi ayaklarının üstünde durmaya çalışır.
Irkları ne kadar farklı olursa olsun kadın maalesef her yerde kadın. Kadınların yaşadığı bu acılar akıl alır gibi değil. Umarım kadınların değerli görüldüğü güzel günler yaşanır.
Ne olduğundan emin olmasam da hayatta daha fazlasının olduğunu biliyordum.
Babam beni yaşlı bir adamla evlendirmeye çalışınca hayatta görülecek daha çok şey olması gerektiği düşüncesiyle evden kaçmıştım. Yemek pişirmek, çamaşır yıkamak, bebeklere bakmak değildi aklımdaki.
Bunları erkek ve kız kardeşlerim için yeterince yapmıştım..
Hayatımı sona erdirme dürtüsü çok güçlüydü, ama sonunda neden öyle acınacak bir adam yüzünden hayatımı harcayayım? diye sordum kendi kendime.
Çünkü hiçbir şeyim olmadığı zamanlarda da ben çok mutluydum.
Erkekler sakinleşip dünyaya karşı daha duyarlı
olabilirler. Testesteron olmazsa savaş, cinayet, hırsızlık, tecavüz olmayacaktır. Biz onların cinsel organlarını kesecek olursak belki o zaman hayatta bir kerecik olsun kadınlarına ne yaptıklarını düşünürler.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
"Kalbime dokunan bir sessizlikti bu:
Düşünmek yüreğimi öyle acıttı ki, ağlayamadım bile..
....................................
Kitabın kapağındaki siyah çizgiler ana karakter olan Fugui'nin kendisi ile birlikte altı insanın hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor.
Başkahramanımız Fugui paranın içinde yüzerken bir anda bir pirinç tanesine muhtaç oluyor. Kitabın başındaki Fugui ve sonundaki Fugui çok farklı ilk Fugui kumarbaz yalancı hırslı ailesini eşini sevmeyen biriyken yoksulaştıktan sonra eşine ailesine çok düşkün biri haline gelir. Yani ilk kitabı okuduğunuz zaman nefret ettiğiniz karaktere daha sonradan üzülüyorsunuz ve onun hayatını siz de yaşıyor gibi hissediyorsunuz.
Yaptığı hatalar yüzünden ailesini yoksulluğa sefalete hatta ölüme sürükleyen fugui'yi sonradan olgunlaştıran çektiği acılar mı yoksa her şeye rağmen eşinin ailesinin desteği ve sevgisi mi diye karar vermekte karasız kalıyor insan. Kitap zaten çok kısa bir solukta okunabilecek bir hikaye ve bitirdikten sonra sizi baya düşündürecek bir eser.
Zülfü Livaneli kalemini ilk kez okudum. Bana Çok sevdiğim çok değer verdiğim bir arkadaşım önermişti :)) iyi ki de bu öneriye uymuşum.. Serenad ;müziğin, edebiyatın, sanatın, bilimin, tarihin harmanlandığı bir yaşanmış gerçeklik hikayesi. Anlatımının sağlam, kurgunun güzelliği ve kelimelerin hafif naiflği kitabı akıcı bir şekilde okumanıza vesile oluyor.
***********************
Altmış yıl süren bir aşkı anlatsa da kitap, arkasında toplumsal ve tarihsel öğeler bulunduruyor. Karakterlerimiz Maya isimli bir kadın ve Profesör Wagner. Bu iki kişinin hayatlarının kesişmesi eşsiz satırlara neden oluyor. Tarifi olmayan yılların sürüklediği bir aşkı okurken bir yandan da gerçekten yaşanılan Struma olayı hakkında bilgi ediniyorsunuz. Sizi çok etkileyici bir atmosferin içine bırakıyor. Olaylar çok sürükleyici ilerliyor ve kitabı elinizden bırakması güç oluyor. Ayrıca, duygusal yönleri de yoğun bir kitap. Ben bazı sayfalarda çok ağladım Bu yüzden, sizde okurken gözü yaşlı okuyabilirsiniz bazı sayfaları.
Bana gelince, benim içimdeki güneş yıllar içinde batmıştı ya da belki hiç doğmamıştı. Yıllar sonra yeniden doğdum, sapsarı parlak bir Güneş'im artık.
Ben artık 'Güneş Sarısı'yım.:)
Güneş SarısıŞermin Yılmaz · Büyükada Yayıncılık · 201610 okunma