Düdü

kitap mecrasının bize basılı sözcüklerin ilettiği anlamdan önce söylediği şeyler var. Birincisi, hayatın karmaşık olduğunu, hayatı anlamak istiyorsanız derin düşünmeye önemli bir zaman ayırmanız gerektiğini söylüyor. Yavaşlamanız gerektiğini. İkincisi, diğer kaygıları bir kenara bırakıp cümle cümle, sayfa sayfa dikkatinizi tek bir şeyi vermenin kıymetli olduğunu söylüyor. üçüncüsü diğer insanlar nasıl yaşadığı, zihinlerini nasıl çalıştığı hakkında belirlemesini düşünmenin önemli olduğunu söylüyor. Sizin gibi onların da karmaşık iç dünyalarının olduğunu
Sayfa 90·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tore'in bana söylediğine göre bazı biliminsanların rüya görmenin uyanık halde karşılaşılan olaylara duygusal olarak uyum sağlamaya katkıda bulunduğuna inanıyormuş. Stres yaratan onlara rüyalarınıza geri dönebiliyorsunuz ama stres hormonların baskısına maruz kalmadan. Aynı bilim insanları bunun stresle baş etmeye zaman içinde kolaylaştırabileceği kanaatindeymiş ki bunun odaklanmayı kolaylaştırdığını biliyoruz. bu teoriye destek oluşturan kanıtların yanı sıra ters düşen kanıtlarda bulunduğunu emin olmak için daha öğrenilmesi gereken şeyler olduğunu vurguluyor Tore
Sayfa 78·Kitabı okudu
Asıl Soru Sonda Saklı
Mihaly muhtemelen hayatının sonuna yaklaşıyordu ama gözleri parlayarak şöyle dedi: "Geri dönüp bakınca hayatımda yaşadığım en iyi deneyimlerin dağlarda tırmanış yaptığım...sahiden zor, tehlikeli ama elimden gelen bir şeyle meşgul olduğum zamanlara ait olduğunu görüyorum. " Ölüme yaklaşırken pekiştirmeleri, beğenileri ve ne retweetleri- düşünmüyor insan, diye düşündüm kendi kendime; akış anlarını düşünüyor. O an hepimizin iki muazzam kuvvet arasında seçim yapma şansı olduğunu hissettim- ya parçalanma, ya akış. Parçalama sizi küçültüyor, yüzeyselleştiriyor, asabileştiriyor. Akış ise büyütüyor, derinleştiriyor, sakinleştiriyor. Parçalanma bizi büzüyor, akış ise genişletiyor. Kendime şu soruyu sordum *yavan ödüller için dans ederek dikkat becerisini körelten bir skinner güvercini mi olmak istiyorsun yoksa Mihaly ' nin sahiden önem taşıyan bir şey buldukları için konsantre olabilen ressamları gibi mi?
Sayfa 68·Kitabı okudu
ODAK: "Akış Hali"ne ulaşmak için üç ana bileşen
Doğru yere sondaj yaptığımız takdirde içimizde bir Odak kuyusuna rast gelmen mümkün olduğunu, buradan fışkıran o uzun odak dalgasının, zorlu görevleri sancısız hatta keyifli bir şekilde gerçekleştirmemizi sağladığını keşfetmeye başlamış mihaly. Bunun için nereye sondaj yapmamız gerekir peki? Akış hallerini nasıl doğurabiliriz? Çoğu insan akışını, gevşeme yoluyla kolayca ulaşabilir olduğunu düşünür. Bunun pek doğru olmadığı keşfetmiş oraya başka bir yoldan gitmek gerektiğini Mihaly de gerçekleştirdiği çalışmalarda akışın pek çok boyutu olduğunu saptamış. Ama ben bunların etraflıca okuduğumda akış haline ulaşmak için bilmeniz gerekenlerin üç ana bileşene indirgenebileceğini gördüm: 1)Öncelikle açık seçik tanımlanmış bir hedef seçmeniz gerekiyor; Şu tuvale resim yapmak istiyorum, şu tepeye çıkmak istiyorum, çocuğuma yüzmeyi öğretmek istiyorum. Belirlediğiniz hedefin peşinden gitmeye ve bunu yaparken diğer hedeflerinizi kenara koymaya karar vermiş olmanız gerekiyor. Akış hali için tek bir görevle meşgul olmanız diğer her şey kenara koyup tek bir şeyi yapıyor olmamız şart. Mihaly dikkat dağılmasının ve çoklu görevin akışı öldürdüğünü ve aynı anda iki üç şey yapmaya çalışan birinin, akışa hiç ulaşamadığını keşfetmişti. Akış için beyin gücünü tamamının tek bir göreve ayrılmış olması gerektiğini. İkincisi, sizin için anlam taşıyan bir şey yapıyor olmanız gerekiyor. Dikkat hakkında temel bir gerçeğin parçası bu. Bizim için anlam taşıyan şeylere dikkat gösterecek şekilde evrilmişiz. Giriş bölümünde bahsi geçen irade gücü konusunda bir numaralı uzman olan Roy baumeister'in bana söylediği gibi: "Bir kurbağa, yiyemeyeceği bir taşa kıyasla yiyebileceği bir sineğe çok daha uzun süre bakacaktır. Kurbağa için sinek anlamlı, taş anlamsızdır. O yüzden sineklere rahatlıkla dikkat
Sayfa 62·Kitabı okudu
Mihaly-Skinner'nin Fikir Ayrılığı
Mihali'nin en çok dikkatini çeken nokta yaratım süreci içindeki sanatçılar için zamanın ortadan kayboluyormuş gibi görünmesi olmuş. Neredeyse hipnotik transa giriyor gibiymişler. Başka yerlerde nadiren gördüğünüz derimlmesine bir dikkat söz konusuymuş. Sonra şaşırtıcı bir şey dikkatini çekmiş. Onca zaman ayırdıkları tabloları bitirdikten sonra yaptıkları şeyi zafer sevinciyle seyrediyor, başkalarına gösteriyor, övgü peşinde koşuyor değilmiş sanatçılar. Hemen hepsi bitirdikleri tabloyu kenara koyup bir diğer üstünde çalışmaya başlıyormuş. Skinner, haklı olsaydı insanlar sadece ödül kazanmak ve cezalandırılmamak için bir şeyler yapıyor olsaydı sanatçıların bu davranışı açıklanamaz olurdu. İşinizi yaptınız sonuçta, ödülünüz önünüzde duruyor tadını çıkarsanıza. Ama ödüller yaratıcı insanlar pek ilgisini çekmiyor gibiymiş çoğu parayla bile ilgilenmiyormuş. Mihaly'in daha sonra bir söyleşi de söylediğine göre işleri bittikten sonra ortaya çıkan nesne, sonuç önemli değildi! Bu insanları sürükleyen gücün ne olduğunu anlamak istemiş Mihaly. O kadar uzun süre tek bir şeye odaklanmaları mümkün kılanın ne olduğunu sormuş. Resim yapmanın büyüleyici tarafının sürecinin 'kendisiyle ilgili bir şey' olduğunu anlamış Nedir peki bu şey, diye sormuş. Bunu daha iyi anlamak için başka faaliyetlerle meşgul olan yetişkinleri incelemeye başlamış -uzun mesafe yüzücülerini, Kaya tırmanışı yapanları, satranç oyuncularını- önce profesyonel olmayanlara bakmış. Çoğu zaman fiziksel olarak rahatsız edici, yorucu hatta tehlikeli şeyler yaparken karşılığında bariz bir ödül almıyormuş bu insanlar. Ama yaptıkları şeyi yapmaya bayılıyorlarmış. Onlarda böyle sıradışı bir odaklanma doğrudan şeyleri yaparken kendileri nasıl hissettikleri hakkında konuşmuş onlarla Mihaly. Bu faaliyetler birbirinden çok
Sayfa 61·Kitabı okudu