Sanki Martin ona layık olmak için sürekli çalışmıyormuş, uykusundan çalmıyormuş, hayatını tüketmiyormuş gibi düzenli bir iş bulup sürekli aynı daireye gidip gelmesi için ısrarla zorlamıştı onu Ruth.
Hayat, hastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık gibiydi. Uyanık geçirdiği her an, etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu.
Farklılaşan bir dünyayla tanışmanın sürekli değişen evrelerinde ve o dünyanın hareketlerine göre dönüp dolanarak yol alma süreci boyunca öğrendiği bir kurala göre, eğer bilmediği bir oyun oynayacaksa, önce karşı tarafın hamle etmesine izin vermeliydi. Binlerce kez faydasını gördüğü bu kuralı uygularken aynı zamanda bir gözlemci olarak da kendini yetiştirmişti. Yabancısı olduğu oyunu izleyip rakibin zaaf anını, kendini ortaya koymak için oyuna dahil olabileceği zamanı kollamayı biliyordu. Kavgada birbirine girişmeden önceki karşılıklı dayılanmaya benziyordu. Nitekim kavgadaki engin tecrübesiyle bu açılışları iyi bilir ve gayet iyi yapardı.