Artık liderin söylediği her şey bu kitle için hiçbir eleştirel süzgeçten geçirmeye gerek kalmadan sarsılmaz birer hakikate dönüşüyor. Siyasette inançlar, kanaatler ve önyargılar aklın önüne geçiyor.
Artık her olumsuz gelişme için bir bahane vardır. Olumsuzlukların tümü iç düşmanlar, dış düşmanlar, terörist örgütler, casuslar, ülkenin gelişmesini istemeyen seçkinler gibi çoğunlukla siyaseten icat edilmiş kesimlere yıkılır. Başarılar siyasetçilerin, başarısızlıklar ise ülkenin ilerlemesini istemeyen şer odaklarının kurduğu pusulardan kaynaklanmaktadır. Hakikatin önemsizleşmesi döneminde, bu savları ileri süren siyasetçilerin kitleleri, hiçbir akıl yürütmeye başvurmadığı ve her şeyi inanç ve kanaat aracılığıyla kabullendiği için, böylesine büyük komplo teorilerinin -kulağa garip geliyor ama- tümü karşılık bulacaktır.