R.

Padişahların halkla temas ettikleri başlıca tören, onların taç giymeleri sayılan kılıç olayıdır. Eyüp Sultan'da ya hanedanın mensup olduğu Mevlevî tarikatının ulu şeyhleri tarafından ya da nakibü'l eşraf tarafından kuşatılan kılıçla resmen saltanat başlamış sayılır. Keza bu konu da devirden devire değişiklikleriyle incelenmiştir. Padişah kendinden evvelki hükümdar öldüğü zaman onun cesedini, naaşını görür ve sonra Babü's-saade önüne çıkartılan altın tahta oturur. Anında kendisine devlet ricali biat eder. Tellallar bunu her yerde halka duyurur. "Memleket ve millet Sultan İbrahim Han'ındır" veya "Sultan Süleyman Han'ındır" gibi nida ile... Bu tören ve âdet hiç değişmemiştir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Osmanlı padişahı günlük hayatı itibarıyla çok sıkı bir protokolün içindedir. Sabah Harem'den çıktıktan sonra sarayın içinde nerelerde oturacağı bile bellidir. 17. asırda Revan Köşkü, Bağdat Köşkü veya Arz odası veya III. Ahmed'in yaptırdığı kütüphanededirler, ki kendi çoğunlukla orada veya Enderun'daki bazı yerlerdedir. Padişahın günlük protokolü, Enderun'un hangi ağalarıyla birlikte olacağı, hatta saat kaçta yemek yiyeceği, ki bu erken kahvaltıdan dolayı saat 11'dir, kaidelere tabidir. Yemeğin nereden, nasıl getirtileceği bellidir. II. Bayezid'den sonra kesinlikle porselen kullanılmaktadır. Aslında bu, Topkapı'daki zengin porselen-çini koleksiyonun varlığını da izah eder. Gelen yemeğin nasıl tadılacağı da protokole bağlıdır, önce aşçılar sonra çaşnigir tarafından zehirlenmeye, suikasta karşı bir tedbir olarak düşünülmüştür. Tabii gelen 60 çeşit yemeğin her birinin yendiğini sanmamak gerekir. Padişahın bazen baktığı bazen sadece tattığı bu nefis yemekler kendisinden sonra, yine protokole göre, başkaları tarafından yenir ki, bu eski bir Şark ve Türk ananesidir.
Osmanlıda Aile
Devletin nezdinde aile esas birimdir, üretim birimidir, dolayısıyla vergilendirilecek birimdir. 19. asırda ahz-ı asker, yani asker toplamak için temel birimdir. Devletin tebaa ile temasa geçeceği idarî ünitedir. Müslüman tebaanın evliliği, şer'iyye siciline, mahkeme siciline kaydedilecek deniyor. Ancak bunu herkesin yapmadığı, yapamadığı açıktır. Asıl olan insanların kendi dinlerine göre küçük bir törenle, bu da şart değil ama ananedir; evlendiklerini cemaate ilan etmeleridir. Bundan sonra o çift karı-koca olarak tanınır, doğacak çocukları ve varsa evdeki daha önceki nesilden ihtiyarlarla birlikte onlar bir aileyi meydana getirirler. Bunun kendi içinde bazı kuralları vardır. Osmanlı ailesi patriarkal, yani ataerkildir. Devlet de babayı ve oğulları vergi mükellefi olarak kaydeder. Osmanlı ailesinin bu özelliği, Müslümanlar kadar öbür dinler için de geçerlidir.
ENDERUN MEKTEBİ
Her devşirme âlim olacak demek değildir. Doğru dürüst eğitim görmemişse, neferlikle işe başladıysa; mesela sonradan Kemankes Kara Mustafa Paşa gibi sadrazam da olsa okuma yazması olmaz, bu mümkündür. Ama içlerinde bizzat Mahmud Paşa, Cagalazade, Sokollu Mehmed Paşa gibi bilgili insanlar vardır. Lütfi Paşa gibi eser yazanlar bilinir. Köprülü Mehmed Paşa'nın kendisi bilgili değildi ama artık devşirme olmayan, onun sulbünden gelen çocukları devrin tanınmış müderrisleriydi.
Devşirme Sistemi
Genellikle çocuklar kimliklerini unutacak yaşta değillerdir. Yani ileri yaşta da hangi köyden geldiğini, anasını, babasını, akrabasını hatırlar. Örnekleri vardır. Sokoloviç Mehmed Paşa gibi... Sokollu bütün ailesini sonradan aynı şekilde devlet hizmetine almıştır. Hatta bir tanesini beylerbeyi, öbürünü Sırp patriki yapmıştır. Mesela hoş bir hikâyedir: Ayas Paşa çocukluğunda bir kış kendisine eski partal ayakkabılar veren bir fakir kadına, ki Güney Arnavutlukludur kendisi, bir şükran ifadesi olarak, zamanla sakladığı o pabuçların içini altınla doldurup göndermiştir. Herkes kendi yerini bilir.
Tarih