R.

Heraklios'un ölümü ile imparatorluk yeni bir buhran devresine girer. Bu devrede İslam orduları Emevi iktidarı süresince biri 668, diğeri 674 tarihinde olmak üzere iki kez Konstantinopolis'i hedef alan askeri seferler düzenler. Her iki sefer de bilhassa Bizans'ın Grejuva adını verdiği ve suyla temas ettiğinde yanıcı bir özellik sergileyen silahı sayesinde başarısız olacaktır. Bu tarihten sonra Emevilerin ilgisi daha çok Kuzey Afrika ve Endülüs'e kayacağından Konstantinopolis, uzun bir süreliğine rahat etmiştir.
Reklam
638'de ikinci halife Hz. Ömer tarafından Kudüs'ün fethedilmesi ise Konstantinopolis'te tam bir şaşkınlık havası estirmiştir. Birkaç yıl içinde Mısır elden çıktığı gibi, Heraklios'un son günlerinde İslam orduları Kayseri yakınlarına kadar sokuldular.
Justinyanus'un Ayasofya'sı...
Justinyanus, bir harabe haline gelen başkentini imar etmek için kolları sıvar ve yaşananlardan 40 gün kadar sonra isyan sırasında harabeye dönen Ayasofya'nın yeniden inşa edilmesi emrini verir. Bunu diğer imar faaliyetleri takip eder. Bu imar faaliyetlerinde gerekli olan para büyük ölçüde askerî zaferlerden sağlanır.
Nika İsyanı (532)
Tüm bu haberler Justinyanus'a ulaşınca umutsuzluğu daha da arttı. Imparator, selameti kaçmakta gördü. Sarayın Marmara Denizi'ne bakan sahilinde kendisi için bir gemi hazırlattığı gibi, yanına taşıyabileceği kadar da para ve değerli maden almayı planladı. Fakat bu plan, hiç beklenmedik bir engele takılacaktı. Saraydan kaçma konusunda son hazırlıklarını yapan imparator, eşi Teodora'yı da hazırlanması konusunda uyardı. Ancak o vakte kadar sükûnetini koruyan imparatoriçeden şu cevabı aldı: "Belki kadınların erkekler önünde konuşması ve korkaklara cesaret vermesi doğru değildir. Ama tehlike anında herkes elinden geleni yapmalıdır. Yıllarca başında imparatorluk tacını taşıyan biri, o tacı kaybederken canını da kaybetmelidir. Nasıl olsa dünyaya gelen her kişi ölecektir. Ey imparator! Kaçarak kurtulmak istiyorsan bunda bir zorluk yoktur; hazinen var, gemilerin seni bekliyor ama saraydan ayrıldığında yaşamanın anlamını da yitirmiş olacaksın. Ben her zaman Tanrı'ya dua etmişimdir. Üzerimdeki erguvan renkli imparatorluk pelerinini aldığında canımı da alsın. Merak etme! Senin de giydiğin şu erguvan rengi pelerin, gerektiğinde muhteşem bir kefen olur. Şimdi gidebilirsin ama yanında ben olmayacağım."
Justinyanus'un hatıraları bugün de İstanbul'da canlı bir biçimde yaşamaktadır. Ayasofya ve Aya İrini onun zamanında yeniden inşa edilirken, Yerebatan Sarnıcı ve Aya Sergios Bakhos Kilisesi veya bugünkü adıyla Küçük Ayasofya Camii, Justinyanus'un emri ile inşa edilen diğer önemli yapılardır.
Reklam