R.

Bir yıl sonra iktidara gelen I. Teodosius, tarihe tıpkı şehrin kurucusu Konstantinus gibi "Büyük" unvanı ile geçmiştir. İspanyol kökenli bir general olan Teodosius, 16 yıl süren iktidarı zamanında şehre önemli yapılar kazandırmıştır. Hipodrom Meydanı'nda yer alan Dikilitaş onun iktidarı esnasında dikilirken, yakın zamanda Marmaray kazıları sırasında ortaya çıkarılan Yenikapı'daki Teodosius Limanı ve Bayezid Devlet Kütüphanesi'nin hemen önünde kalıntılarını görebileceğiniz Teodosius Forumu onun hükümdarlık döneminden kalmadır. I. Teodosius Roma İmparatorluğu'nu bir arada yöneten son hükümdar olacaktır.
Tarih
Reklam
Yeni başkent ile eski Byzantion'un kapladığı alan, haliyle birbirinden farklıydı. Bu durumu şehri çevreleyen surlardan anlamak mümkündür. Antik Byzantion kentinin surları Sarayburnu, Ayasofya, Cankurtaran ve Cağaloğlu yokuşu civarını kapsarken, Septimus Severus kentin batı tarafı surlarını günümüzdeki Çemberlitaş civarına kadar genişletmiştir. Büyük Konstantinus ise tahminen bu surları Haliç kıyısında Cibalikapıdan, Marmara kıyısındaki Samatya sahiline kadar uzatmıştır. Ne yazık ki Konstantinus surlarından günümüze pek bir kalıntı ulaşamamıştır. Şehrin surları bilindiği üzere büyük ölçüde son şeklini 408-450 yılları arasında hüküm sürecek olan II. Teodosius zamanında alacaktır. Görüldüğü üzere kent, kısa sürede Roma İmparatorluğu'nun idaresi için gerekli donanıma kavuşturulmuştur ki, bu yönüyle Konstantinopolis'in imarı, ilk çağın en hızlı ve en kapsamlı imar faaliyetlerinden biri olarak rahatlıkla kabul edilebilir.
Tarih
Marcianus Sütunu / Kıztaşı
Marcianus Sütunu, halk arasında Kıztaşı olarak da bilinir. Bu şekilde anılmasının nedeni ise kuzey tarafa bakan kaidesinde iki adet kanatlı Nike, yani zafer tanrıçası figürü olmasıdır. Anıt 450-457 yılları arasında hüküm süren imparator Marcianus adına şehrin valisi Tatiatus tarafından yaptırılmış olup, yaklaşık 9 metre boyundadır. Anıtın en tepesinde ise imparatora ait bir heykel olduğu tahmin edilmektedir. Zira şehirde inşa olunan benzer pek çok abidenin tepesinde, anıtı yaptıran imparatorun bir heykeli bulunmakta, hatta bu heykel zaman zaman sonraki imparatorlar tarafından değiştirilerek yerlerine kendi heykelleri konmaktaydı.
Havariyyun / 12 Havari Kilisesi
Şehrin bir diğer abidevi yapısı en azından inşasına Büyük Konstantinus zamanında başlanıldığı düşünülen bugünkü Fatih Camii'nin yerinde bulunan 12 Havari veya Havariyyun Kilisesi'dir. Esasen Konstantinus bu bölgeyi kendi "moselium"u yani anıtsal mezarı için tasarlamıştır. Mezarın yanında bir de kilise inşasına başlanmıştır. İmparatorlukta yükselişe geçen Hristiyanlık inancının da etkisiyle Konstantinus, moseliumun içine dairesel biçimde 12 lahit koydurtmuş, kendi lahdini de bunların ortasına yerleştirmiştir. Konstantinus'un düşüncesinde Hz. İsa'nın 12 havarisinin röliklerinin yani kemiklerinin bu lahitlere taşınması ve kendisinin de 13. havari olarak bunların ortasında yer alması fikri vardı. Böylelikle Konstantinopolis, etkisini gittikçe arttıran Hristiyanlık inancının Kudüs'ten sonraki en büyük hac merkezi olacaktı. Nitekim kendi cenazesi de, oğlu Konstantius'un katıldığı bir merasim sonrasında buraya defnedilmiştir. Konstantinus'un naaşı imparatorluk ailesinin kullanımına mahsus bir renk olan mor bir kefene sarılmış ve kendi yaptırmış olduğu sarayın bir odasında devlet erkânı ile halkın taziyelerini sunmaları için bir müddet sergilenmiştir. Sonrasında cenaze, kendi eseri olan şehrin sokaklarından geçirilerek Havariyyun kilisesine getirilip, 12 havari için inşa olunan lahitlerin ortasına defnedilmiştir. ... 1462 yılında yıktırılan bu kilisenin yerine şehrin ilk büyük selatin camisi olan Fatih Camii ve çevresine de bir külliye inşa olunacaktır.
Mese Caddesi ve Milion Anıtı
Mese, gerek bu devrin gerekse de sonraki dönemlerin en canlı caddesiydi. Roma'nın Dalmaçya kıyılarından başlayıp, Balkanların büyük şehirlerini aştıktan sonra İstanbul'a ulaşan meşhur Via Egnetia yolunun, başkent içinde kalan güzergahı Mese olarak biliniyordu. Esasen yolun resmi başlangıç noktası, Ayasofya önünde bulunan Milion Anıtı idi. Bu anıt sadece Mese'nin değil, aynı zamanda Konstantinopolis'in diğer bölgelere uzanan yollarının da başlangıcı olarak kabul edilir. İmparatorluk içindeki farklı bölgelerin başkente olan uzaklıkları bu abide temel alınarak hesap edilirdi. İlk Milion abidesi ise kolayca tahmin edileceği üzere Roma'da yapılmıştı ve Roma imparatorluk yollarının tümünün başlangıç ve bitiş noktası burası kabul edildiğinden zamanla "Bütün yollar Roma'ya çıkar" deyişi ünlenecektir. Başkent, Konstantinopolis'e taşınınca burada da bir Milion anıtı yapıldı. Günümüzde anıtın kalıntılarına dair bazı izleri Yerebatan Sarnıcı'nın Sultanahmet'e bakan tarafında görmek mümkündür.
Tarih
Reklam