Yeni başkent ile eski Byzantion'un kapladığı alan, haliyle birbirinden farklıydı. Bu durumu şehri çevreleyen surlardan anlamak mümkündür. Antik Byzantion kentinin surları Sarayburnu, Ayasofya, Cankurtaran ve Cağaloğlu yokuşu civarını kapsarken, Septimus Severus kentin batı tarafı surlarını günümüzdeki Çemberlitaş civarına kadar genişletmiştir. Büyük Konstantinus ise tahminen bu surları Haliç kıyısında Cibalikapıdan, Marmara kıyısındaki Samatya sahiline kadar uzatmıştır. Ne yazık ki Konstantinus surlarından günümüze pek bir kalıntı ulaşamamıştır. Şehrin surları bilindiği üzere büyük ölçüde son şeklini 408-450 yılları arasında hüküm sürecek olan II. Teodosius zamanında alacaktır. Görüldüğü üzere kent, kısa sürede Roma İmparatorluğu'nun idaresi için gerekli donanıma kavuşturulmuştur ki, bu yönüyle Konstantinopolis'in imarı, ilk çağın en hızlı ve en kapsamlı imar faaliyetlerinden biri olarak rahatlıkla kabul edilebilir.