R.

Roma'nın artık inkâr edilemez bir gerçeği olan Hristiyanlık dininin merkezi de yeni başkente oldukça yakındır. Esasen bazı araştırmacılar Konstantinus'un, pek çok değerini yitirmiş olan Roma'yı Hristiyanlık gibi yükselen yeni bir değerin etrafında toplamayı tasarladığını iddia ederler. Kendisinin Hristiyanlara karşı takındığı olumlu tutum da bu iddiayı destekler niteliktedir. Bilindiği üzere Hristiyanlık, Konstantinus tarafından 313 Milano Fermanı ile serbest bırakıldıktan sonra yayılım hızını arttırmıştır. Kosntantinus'un hayatı boyunca halkın ve idarecilerin tepkisinden çekindiği için vaftiz olmadığı ve Hristiyanlığını ilan etmediği kuvvetle muhtemeldir. Buna rağmen Konstantinus, Hristiyanlıkla gayet içli dışlıdır. 325 yılında Hristiyanlıkla ilgili teolojik meselelerin tartışıldığı İznik konsiline başkanlık yaptığı gibi, Kudüs'te Kutsal Kabir Kilisesi'nin, yeni kurduğu şehirde de Havariyyun ya da 12 Havari Kilisesi'nin yapılmasını emreden kişi olarak karşımıza çıkar. Bazı kaynaklarda Aya Îrini ve Ayasofya'nın ilk olarak onun zamanında yaptırıldığı bilgisi kayıtlıdır.
Tarih
Reklam
I. Konstantinus 'un yeni başkenti Byzantion
Her şeyden önce Byzantion, kolay korunabilecek bir bölgedir. Zira üç tarafı denizle çevrili olup, kara kısmının da sağlam surlarla desteklenmesi durumunda ele geçirilmesi çok güçtür. Ekonomik açından ise Ege, Akdeniz ve Karadeniz ticaretini kontrol altında tutan bir konumdadır. İklimi yaşama elverişlidir. Asya ve Avrupa kıtaları arasında önemli bir bağlantı noktasıdır. İmparatorluğun oldukça hassas iki bölgesine, yani Balkanlar ve İran'a yakındır. Zira Balkanlar, bu yüzyılın sonlarında etkisini ciddi anlamda hissettirmeye başlayacak olan Kavimler Göçü öncesinde Roma'nın en nazik bölgelerinden biri haline gelmiştir. Yine buradan Roma'nın doğudaki güçlü rakibi Sasaniler'le mücadele etmek daha kolaydır. Helenistik dönemin önemli merkezleri olan Makedonya, İznik ve Bergama ile etkileşim içindedir. Bu bölgeler imparatorluğun idaresi için gerekli olan okuryazar, bürokrat takımının yoğun olarak çıktığı yerlerdir. Anadolu, Suriye, Mısır gibi eyaletler imparatorluğun savaşçı ihtiyacını karşılayacak kalabalık bir nüfus potansiyeline de sahiptir.
Tarih
... (Septimus Severus'un kuşatması ve ele geçirmesinden sonra) Kent, ele geçirildikten sonra acımasızca yağmalandı. Surları yıkıldığı gibi şehrin her türlü ayrıcalığına son verildi ve içinde yaşayanlar vatandaşlık haklarını kaybettiler. Severus, ceza olarak kenti 90 kilometre uzaklıktaki Perinthos yani bugünkü Marmara Ereğlisi'ne bağladı. Byzantion'u tamamen yok olmaktan Severus'un oğlu Caracalla kurtardı. Severus şehre de oğlunun adını verdi. Caracalla'nın tam adı Marcus Aurelius Antoninus Bassianus olup, şehir de Antonina olarak adlandırılmıştı. Ancak bu isim halk tarafından tutulmadı. İmparator Septimus, öfkesi yatıştıktan sonra şehirde bir dizi imar faaliyetine girişti. Kentin ana caddesi olan Mese'nin temelleri muhtemelen onun zamanında atıldığı gibi, Sultanahmet'teki hipodrom da (her ne kadar sonraki yıllarda eklemelerle genişletilmiş olsa da) yine onun imparatorluk zamanından kalmadır. Şehir tarihinin en görkemli hamamı olan Zeuppikos Hamamı da Severus'tan yadigårdır. Hamam, özellikle içinde bulunan ünlü filozof, şair, tarihçi. komutan gibi şahsiyetlerin görkemli heykelleri ile şöhret bulmuştur. Byzantion'u yine stratejik konumu kurtaracaktır. Bu yıkımdan yaklaşık bir buçuk asır sonra kent, Roma İmparatorluğu'na yeni bir soluk getirmek isteyen Büyük Konstantinus'un ilgisine mazhar olacaktır.
Tarih
Şehir, emtia konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamıyordu. Yunanistan ve Ege'den gelen zeytinyağı ile şarabın yanı sıra, son derece bereketli Karadeniz kıyılarındaki memleketlerden gelen bal, balmumu, tuzlanmış balık, kaliteli sığırlar ve köleler burada bolca bulunuyordu. Tüm bu alışverişin yapıldığı mahal ise bugünkü Sarayburnu-Eminönü arasında kalan sahil kesimiydi. Söz konusu alan, Bizans ve Osmanlı zamanında da bu özelliğini büyük ölçüde muhafaza edecektir. Bizans devrinde bölgede Piza, Amalfi, Venedik gibi şehir devletlerine liman ve mahalleler tahsis edilirken, Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentinin yiyecek-içecek ihtiyacının karşılandığı "kapan"lar da yine burada bulunuyordu. Byzantion'un en önemli zenginlik kaynaklarından bir tanesi de balıkçılıktı. Bilhassa Haliç limanı, büyük palamut kitlelerinin avlan-dığı yer konumundaydı. Bu değerli geçim kaynağı, Byzantion ken-tinin sikkeleri üzerinde de kendini göstermiştir
Tarih
Peki bu ilk yerleşimin sınırları ne şekildeydi? Sahilde Ahırkapı, Sarayburnu ve Eminönü çevresi ile bugünkü Sultanahmet, Ayasofya ve Topkapı Sarayı'nın bulunduğu alanı kapsadığı tahmin edilen kentin akropolisi ise Topkapı Sarayı civarındaydı. Akropoliste Zeus, Athena, Apollon, Afrodit ve kentin koruyucu tanrısı olan Artemis gibi Yunan tanrıları adına tapınaklar bulunmaktaydı. Deniz tanrısı Poseidon'un mabedi ise akropolisin denize daha yakın bir yerindeydi. İnşa edilen bazı tapınaklar tarih içinde şehrin maruz kaldığı çeşitli muhasaralar sırasında, kuşatmacılar tarafından yıkılmıştı.
Tarih