R.

"Dünkü Nedime Hanım'ı asla unutamayacağım! Cephaneleri kaybetmek tehlikesine karşı aslanlar gibi dayandı da kurtuluş müjdesini işitir işitmez çocuk gibi ağladı." "Bir yerde okumuştum. İnsanlar acıya sevinçten daha fazla dayanıyorlar."
Sayfa 257
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çöküntü devirlerinde iki çeşit insan meydana çıkıyor. Namussuzlarla namuslular... İki tarafta da boğuşma büyük bir şiddetle, açıktan yürüyor. Hele önce vatandaş, sonra insan olunması gereken dehşetli sıralarda faziletle alçaklığın boğuşması kadar korkunç muharebe yok. Muharebede düşman karşıdadır. Üniformalıdır. Az da olsa, çok olsa da bir zaman sonra önemi kalmaz. Kaçarsın, kovalarsın... Anında ölenler, yaralananlar olur. Ama hep ileriye bakmanın bir rahatlığı vardır. Oysa esir bir şehirde dost kim, düşman kim, bilinmez!
Sayfa 222
Her ölen insan, yaşayanların bir parçasını da beraber öldürmüş olur.
Sayfa 221
Osmanlı aydınları için geçmişe sığınmaktan başka çare yoktu ama, artık sığınacak geçmiş neredeydi? "Anadolu," bir sürgün yoluydu ki vaktiyle ucu Avrupa'daki Jöntürklerden de boyunun ölçüsünü almış bulunuyordu. Oturup ağlamaktan başka bir iş kalmamış gibiydi. Kendi içine kapanıp bir sınırsız vicdan azabını, vicdan azabı olduğundan bile habersiz çekmek, mini mini, değersiz, gülünç dertlerle öfkelenip mini mini, değersiz gülünç sevinçlerle mutluluğuna kendini kandırarak sürünmek "ve artık ölmek, ölebilmek" kalmıştı.
Sayfa 183
Halka bu harbin eskilere, mesela 93 Harbi'ne, Balkan Harbi'ne, Seferberlik'e benzemeyen bir başka boğuşma olduğunu anlatmalıyız! Bir başka harptir bu... Kadını, erkeği, çocuğuyla yapılması gerek, bir vatan, millet harbi... Bunu hem yapmaya hem de kazanmaya mecburuz.
Sayfa 141