R.

Hasta Adam
Çar I. Nikola Petersburg'da İngiltere sefirine, hasta adamın, mirasının paylaşılmasından söz ettiğinde, İngiltere'nin böyle bir teklifi ve tavrı ciddiye alması mümkün değildi. Zaten kendi imparatorluk ilkelerine uygun değildi bu. Ve bu gizli teklif anında bizim Osmanlı yönetimine bildirildi. Tabii Osmanlı idarecilerinin gazeteyle ilan edip, vaziyet alıp parlamentoda nutuk atacak hali yok ama ona göre bir politika takip edildi. Osmanlı İmparatorluğu, İngiliz taraftarlığı ve İngiliz dostluğuna dayanan politikasını yürüttü.
Tarih
Reklam
Osmanlıya sığınan Polonyalı ve Macar subaylar
Bu gelen subaylar bize çok müteşekkir kalmıştır. Bu civanmert davranıştan sonra İngiltere, Fransa kamuoyu bizi çok tutmuştur. Ve İngiliz kamuoyunda ve basınında Türkiye'nin dostları vardır. Meselâ David Urquhart vardır. Kafkaslar'ın Lawrence'ı diye bahsedilir kendisinden daha sonraları. Çok ilginç, Karl Marx ve Friedrich Engels vardır. Karl Marx Balkanlar'ın Rusya'ya karşı Türk süngüsü ile korunmasından söz eder. 19. yüzyıl Avrupası'nın namuslu münevverleridir bunlar.
Tarih
Kırım Savaşı'na Giden Gerginlik
1848 ayaklanmaları Polonya ve Macaristan'da oldu. Bu ön planda Avusturya İmparatorluğu ve Metternich düzenine yöneliktir. ...Ve Mareşal Paskeviç (o zamanlar generaldi) çok acımasız olduğundan bu işe memur edildi, çünkü Avusturya, Macar ve Polonya ayaklanmasıyla baş edemedi. Macaristan cumhuriyet ilan etmişti. Kanlı bir şekilde bastırıldı. Polonyalı ve Macar subaylar Osmanlı İmparatorluğu'na sığındı. Biz bunları Rusya ve Avusturya'ya iade etmedik. Bunların çoğu da başkomutan General Józef Bem (Murat Paşa) başta olmak üzere Müslümanlığa döndü. Bu Müslümanlık bir itikat meselesi, bir hidayetten çok adeta bir milli kimlik meselesi olarak düşünülmelidir. Nitekim içlerinde bulunan Nâzım Hikmet'in büyük dedesi Konstantin Borzecky (ki albaydı o zaman), Mustafa Celaleddin adını almıştır, sonra general olmuş ve mirliva rütbesiyle Karadağ Savaşı'nda şehit düşmüştür. (Polonya vatandaşlığı alan Nazım Hikmet, Borzecki soyadını aldı.)
Tarih
Sadrazam Said Halim Paşa
Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın torunlarından Said Halim Paşa İstanbul'daki yalılarıyla meşhurdur. Bebek'teki bugünkü Mısır Başkonsolosluğu ve Yeniköy'de maalesef yanan bina onun mülküdür. Said Halim Paşa'nın Arapça ve Farsçası da Türkçesi kadar mükemmeldir. İtalyanca ve Fransızcayı da iyi bilip yazan biridir. Harbe girerken sadrazamımız oydu. Ama maalesef Almanya'yla savaşa girdiğimizi İttihatçılar kendisine anlatmadı. Yani hem adamları aramızda tutmaktan bir nevi onur duyuyoruz hem de kolayca dışlayabiliyoruz; İttihatçı milliyetperverliğinde, milliyetçiliğinde bu gibi tavırlar da olabilir. Bununla birlikte Hidivlerin de Devlet-i Aliyye'ye sadakatini -birkaçı hariç- ve bu kültüre hizmetlerini belirtmek gerekir.
Tarih
Hidiv İsmail
Hidiv İsmail Paşa (1830-91) İbrahim Paşa'nın oğlu ve Mehmed Ali Paşa'nın torunudur. Kahire'de doğdu ve orada gayet kaliteli bir Arapça eğitimi gördü. Sonra Paris'e yollandı. Avrupa dillerine ve kültürüne hâkim bir hükümdardı. Amcası Sait Paşa'nın halefi olarak 1863'ten itibaren Hidivlik tahtına oturdu. 1879'da da İngilizlerin baskısıyla Sultan II. Abdülhamid tarafından görevinden alındı. Onun zamanında borçlar 91 milyon İngiliz poundu'na yükselmiştir. Açılan okullar, kurulan matbaalar, Türkiye'den daha başarılı ve birbiriyle bütünlüğü olan demiryolu politikası ve sisteminin kurulması önemlidir. Hidiv İsmail'in sayesinde Mısır'ın burjuvazisi Türkiye'dekinden daha çok Batı'ya dönüktü. Bazı kurumların yani daha iyi talebe yetiştirdiğini belirtmek gerekir. Daha iyi talebe yetiştiremeyen kurumların başında askeri okulların geldiğini de söylemeliyiz. Türkiye İmparatorluğu'nun reformu o konuda rakipsizdi.
Tarih
Reklam