R.

Kusursuzluk
... Çocukken, ailenizde kendiniz olduğunuz için saygı gördüğünüzü hissetmişsinizdir. Onun yerine, "kusurlarınız" yüzünden eleştirildiniz. Kendinizi suçladınız - kendinizi sevilmeye değer görmediniz. Yetişkin olarak, sevgiden korkuyorsunuz. Size yakın olan insanların size değer verdiğine inanmakta zorlanıyorsunuz. Bu yüzden onların sizi reddetmesini bekliyorsunuz.
İnsan ve Hayat
Reklam
Bir kişinin Sosyal İzolasyon şeması olduğu her zaman dışarıdan gözlemlenemeyebilir. Bu şeması olan birçok kişi samimi durumlarda oldukça rahattır ve sosyal olarak beceriklidir. Onların bu şeması kendini birebir ilişkilerde göstermeyebilir. Bazen, bu kişilerin bir partide, sınıfta toplantıda veya işte ne kadar kaygılı ve soğuk olduklarını fark etmek bizi şaşırtır. Huzursuz ve bir yere ait olmayı arayan bir halleri vardır.
İnsan ve Hayat
Duygusal yoksunluk
Duygusal Yoksunluk, sevilme ihtiyacınızın başkaları tarafından yeteri kadar karşılanmayacağı inancıdır. Kimsenin sizinle gerçekten ilgilendiğini ve sizin hissettiklerinizi anladığını hissetmezsiniz. Soğuk ve verici olmayan insanlardan etkilenirsiniz veya siz kendiniz soğuk ve verici olmayan bir insansınızdır. Bu durum da sonunda kaçınılmaz olarak tatmin edici olmayan ilişkiler kurmanıza neden olur. Kendinizi aldatılmış hissedersiniz ve bu konudaki hisleriniz öfkelenmek ile incinip yalnız hissetmek arasında gidip gelir. Öfkeniz insanları sizden daha da uzaklaştırır ve yoksunluğunuzun devam etmesine neden olur. Duygusal yoksunluğu olan danışanlar terapi için geldiklerinde, yalnızlıklarını beraber getirirler. Üstelik seans bitip onlar ofisten çıktıktan sonra bile bu yalnızlık bizimle kalır. Bu durum boşluğun, duygusal ola rak bağlanamamanın getirdiği bir niteliktir. Bu insanlar sevgiyi tanımayan insanlardır.
İnsan ve Hayat
Psikanalitik psikoterapinin varsayımlarından bir tanesi, çocukluk acılarımızı tekrarlayıp durduğumuzdur. Freud buna "tekrarlama zorlantısı" adını vermiştir. Alkolik bir kişinin çocuğu bir alkolikle evlenir. Taciz edilen çocuk ya bunu tekrar eden biri ile evlenir ya da kendisi istismar eden bir yetişkin olur. Cinsel olarak kötüye kullanılmış çocuk, bir fahişe olabilir. Aşırı kontrol edilen çocuk diğerlerinin onu kontrol etmesine izin verir.Bu çok çarpıcı bir durumdur. Niçin bunu yapıyoruz? Niçin çektiğimiz acıyı uzatmaya devam ediyoruz? Niçin daha iyi hayatlar kurup bu kalıpları kırmıyoruz? Neredeyse herkes çocukluklarından gelen bu olumsuz kalıpları kendi kendini yenik düşüren biçimde tekrar eder. Bu, terapistlerin neredeyse her seansta ikna oldukları garip bir gerçektir. Her nasılsa, yetişkin yaşantımızda, çocukluğumuzda bu kadar yıkıcı olanlara benzer durumlar yaratmaya devam ederiz. Şema, bütün bu kalıpları yeniden yaratma yöntemlerimizin tümüdür. Şema terimi, bilişsel psikolojiden gelir. Şemalar, yaşamın erken yıllarında öğrendiğimiz kendimiz ve dünya hakkındaki katı inançlarımızdır. Kendilik anlayışımızın merkezinde yer alırlar. Şemaya olan inancımızdan vazgeçmek, kim olduğumuzu ve dünyanın nasıl bir yer olduğunu bilmenin verdiği güvenden de vazgeçmek demektir. Bu nedenle canımızı acıtsa bile ona yapışırız. Bu erken inançlar bize bir öngörü ve kontrol hissi sağlarlar; rahat ve tanıdıktırlar. Garip bir şekilde kendimizi evimizde hissettirirler. Bu yüzden bilişsel psikologlar şemaların değiştirilmesinin bu kadar zor olduğuna inanırlar.
İnsan ve Hayat
Buz gibi soğuk ebeveynine bakıldığında, biriyle yakınlaşmasının ne kadar rahatsızlık verici olduğunu gerçekten anladığımızı ona gösterebilmek önemliydi, Wendy'nin güzel olmadığı, Isabel'in yeterince zeki olmadığı, Melissa'nın doğru kadın olmadığı konusunda ısrar ettiğinde, onun, şema yaşantısına girdiğini ve yakınlık duymaktan kaçınmak için kusurlar bulduğunu göstermeye çalıştık.
Duygu ve Düşünce
Reklam