R.

Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir toplumun uygarlığı korku ve gaddarlık kültürü- nün değerleri üzerine mi, yoksa saygı-sevgi hizmet kültürünün değerleri üzerine mi kurulu? Bu nasıl anlaşılır? Bana göre kolay. Bir toplumda insanlar birbirlerine ve devletlerine güveniyorlar mi, adalet sistemi gerçekten adalet dağıtıyor mu? Evet, güven ve adalet var, diyorlarsa, o toplumun Değerlendirme Sistemi biz bilinci değerlerini yaşatıyordur. Güven ve adaletin olmadığı toplum ve uygarlıklar korku ve gaddarlığı temel alan Değerlendirme Sistemi üstüne kuruludur. Güven ve adaletten onlar, güçlünün gücünü koruyacak yasaları anlar.
Sayfa 224
İnsan ve Hayat
Prof. Özakpınar şunu söylüyor: 'Kültür ve medeniyet doğada kendiliğinden yoktur, insan ürünüdür. İnsan bu ürünleri bir imkânlar alanı içinde kendi tercihleriyle oluşturur. Kültür insan zihninin görüş, bakış, tasarım, tahayyül, duygulanma, anlayış ve değerlendirme tarzıyla ilgilidir. Her toplumun kültürü vardır. Ama medeniyete vücut veren şey insanın kendi zihninin başlı başına bir imkan kaynağı olduğunu fark etme yeteneğidir. Ben bu yeteneğe Değerlendirme Sistemi'nin AŞKINLIK boyutu diyorum. Aşkınlık sayesinde gözlemleyen bir bilinç kazanan insan kendi zihninin dışına çıkar, kendi zihnini ve varlığını rasyonel bir bakış açısıyla gözlemleyebilir ve tasarımlayabilir. Böylece, kendi varlığına ve hayatına anlam kazandıran insan, yani bizim şahsiyet olmayı başarmış' dediğimiz kişi, o anlama uygun bireysel hayatlar ve o tür bireysel hayatların yaşanabileceği topluluklar oluşturur. İşte uygarlık böyle ortaya çıkar. Bu oluşumda hem 'rasyonel düzey' yani Tanımlama Sistemi, hem duygusal düzey, yani Değerlendirme Sistemi de sürekli işin içindedir.
Sayfa 219
İnsan ve Hayat
"İlişki içindeki her iki insanın öncelikle birbirine saygı duyması ve saygılı davranması temeldir. Saygının olması, sevgiyi, güveni ve hizmet bilincini getirir. O nedenle bu tür ilişkinin temelindeki değerler bütününe 'saygı-sevgi kültürü' adını veriyorum. Saygı-sevgi kültüründe kişiler, saygı ve sevgilerini yaşatmak için birbirlerine güvenir ve 'biz'e hizmet ederler. Korku kültürünün davranışa yansıması gaddarlık, sevgi kültürünün davranışa yansıması güven ve hizmettir."
Sayfa 208
İnsan ve Hayat
Anlam çerçevesi içinde yer alan öğeler insan, nesne, olay, kavram, her ne ise, birbirleriyle ilişki içine girerken o anlam çerçevesinde yaşayan değerlere göre ilişki kurarlar. Eğer bir ailenin anlam çerçevesinde 'insan' olmak birincil ve önemli ise, baba-çocuk, dede-torun, ağabey/abla-kardeş öncelikli olarak 'insan insana' ilişki kuracaklardır. Eğer, sosyal roller önemliyse, o zaman 'baba rolündeki' baba, ondan beklendiği şekilde 'çocuk rolüyle' ilişki kuracaktır. O ailede insan-insana değil, tanımlanan roller içinde 'baba-çocuk' ilişkisi göreceğiz, çünkü ailenin anlam çerçevesi ilişkiyi öyle tanımlamış. Dede, torun ve diğer roller için de aynı şeyler geçerlidir.
Sayfa 191
İnsan ve Hayat