Yaqut

Yaqut
“Fakat durum önemli,” dedim. “Bir ölüm olayı mı?” diye sordu. “Hayır,” yanıtını verdim. “Fakat onun gibi bir şey.” “Öyleyse ağır bir kaza." “Hayır,” dedim, "içimdeki bir kaza.” “Ah, bir iç kanama,” diye konuştu yumuşak sesiyle. “Hayır,” dedim yine, “ruhsal bir kanama...''
Sayfa 70 - Can sanat yayınları 8. basım
Edebiyat
Reklam
Babam, “Ne olmak istiyorsun?” diye bağırmıştı. Ben de, “Pal­yaço,” yanıtını vermiştim. “Artist demek istiyorsun, değil mi? Peki, güzel. Öyleyse seni bir tiyatro okuluna gönde­reyim," demişti. “Hayır, artist değil, palyaço. Tiyatro oku­lunun yararı olmaz bana,” deyince, babam daha da sinir­lenmişti: “Bana bak, senin niyetin nedir?” “Hiçbir şey,” yanıtını vermiştim. “Zamanı gelince kaçıp gideceğim...”
Sayfa 44 - Can sanat yayınları 8. basım
Edebiyat
Yeryüzünde herkes birbirine yabancıdır.
Sayfa 40 - Can sanat yayınları 8. basım
Edebiyat
Henriette’yle telefonda konuşmayı ne kadar isterdim; böyle telefon konuşmaları için teologlar bir çare bulamamışlardı.
Sayfa 34 - Can sanat yayınları 8. basım * Herr Schnier ölen kız kardeşi Henriette için söylüyor.
Edebiyat
Yaşayanların ölü olduğuna ve ölülerin de yaşadığına inanırım.
Sayfa 33 - Can sanat yayınları 8. basım
Edebiyat