“Fakat durum önemli,” dedim.
“Bir ölüm olayı mı?” diye sordu.
“Hayır,” yanıtını verdim. “Fakat onun gibi bir şey.”
“Öyleyse ağır bir kaza."
“Hayır,” dedim, "içimdeki bir kaza.”
“Ah, bir iç kanama,” diye konuştu yumuşak sesiyle.
“Hayır,” dedim yine, “ruhsal bir kanama...''
Babam, “Ne olmak istiyorsun?” diye bağırmıştı. Ben de, “Palyaço,” yanıtını vermiştim. “Artist demek istiyorsun, değil mi? Peki, güzel. Öyleyse seni bir tiyatro okuluna göndereyim," demişti. “Hayır, artist değil, palyaço. Tiyatro okulunun yararı olmaz bana,” deyince, babam daha da sinirlenmişti: “Bana bak, senin niyetin nedir?” “Hiçbir şey,” yanıtını vermiştim. “Zamanı gelince kaçıp gideceğim...”