Ada kendini kontrol etmeye çok alışmıştı. Öyle ki bir gün geri dönüşü olmayacak bir şekilde Ocak ayında donmuş bir kızılcık dalı gibi kaskatı bir insan olmaktan korkuyordu.
İnsanların yaşadıkları ortamda sahip olduklarıyla yetinmeleri gerektiğine inanıyor bunun dışında bir şeye gerek duymayacaklarını savunuyordu. Bütün arabalar buharlı gemiler ve trenler gereksizdi. Herkes yerli yerinde komşusunun köpeğinin havlamasına kulak kabartarak mutlu olmalı ve içgüdüyle uzaklara dalıp gitmek gibi bir maceraya filan atılmamalıydı.
Kör adam dört köşe bir gazete parçasını huni şeklinde kıvırdı delikli bir kepçeyle kabının içinden aldığı fıstıkları doldurup İnman’a uzattı: “ Haydi şimdi bana görmemek için kör olmaya bile razı olduğun olayları anlat” dedi.