Kitaplarım ; enis-i ruhum
Biricik meselem, Sonsuza varmak..
بو دە كچر یا هو
Günahın üzerinde düşün, Rabb'ine tevbe et ki, kalbine vera yerleşsin."
İbrahim İbn Edhem (Rahimehullah)
Sabah namazını kılan kimse, Allah'ın himayesindedir. Dikkat et ey Ademoğlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin.
Rabbine ilk görevini yerine getirerek güne başlamış çocuk, yeryüzünde dolaşan bütün canlılardan kıymetlidir. O, akşama kadar adeta el üstündedir. Bütün kuvvetler onu korumak ve kollamak için akşama kadar yarışır durur.
Sabah namazını kıldığından dolayı, kâinattaki bütün canlılar ona hürmet eder. Eğer herhangi bir ağaçtan meyve koparacak olsa, ağaç o meyveyi ona özenle ikram eder. ← Üzerine yağmur yağacak olsa yağmur, rahatsız etmeden özenerek onu serinletir. Kainattaki bütün hizmetçiler ona gönüllülükle hizmet eder. Ve hepsi de ona yaptığı hizmetlerin hakkını bağışlar.
Çünkü o çocuk Rabbine olan ilk görevini yerine getirmiştir. Diğer bütün canlıların uyandığı saatte uyanmışların Rablerini anarak tesbih edişlerine ortak olmuş ve onlarla beraber secde ve rükû ederek adeta ritim tutmuştur.
Böyle çocuğu kim sevmez?
Bu hayatta ille de bir mutluluk varsa o, mutluluk olmadığını bilerek yaşamaktır. İnsan, dünyada ancak yalancı bir umut ve hayal kırıklığına uğratacak bir beklentisi olmadan huzurlu bir kalp ve sakin bir ruhla yaşayabilir.
وإن كان لا بد من سعادة في هذه الحياة فسعادتها أن يعيش المرء فيها معتقدا أن لا سعادة له فيها ، ليستطيع أن يقضي أيامه المقدرة له على ظهرها هادئ القلب، ساكن النفس، لا يكدر عليه عيشه أمل كاذب، ولا رجاء خائب.
Allah bizim bakışlarımızın ve duyularımızın erişebileceğin den uzak, yüksek semalardadır. Yarattığı güzellikler ve mucizeler dışında O'nu görme imkanımız yok. O'nu görüp sevmemiz için, bu güzellikleri görüp sevmemiz gerekir.
Yeryüzünde sevgisiz yaşamamızı istiyorsanız, önce göğsümüzde çarpan kalpleri sökün, sonra da bizden ne dilerseniz isteyin. Zira bizler, göğsümüzde çarpan kalpler olduğu müddetçe sevgisiz yaşayamayız.
إن الله بعيد في علياء سمائه عن أن تتناوله أنظارنا، وتتصل به حواسنا، ولا سبيل لنا أن نراه إلا في جمال مصنوعاته وبدائع آياته، فلا بد لنا من أن نراها ونحبها لتستطيع أن نراه ونحبه.
إن كنتم تريدون أن نعيش على وجه الأرض بلا حب، فانتزعوا من بين جنوبنا هذه القلوب الخفافة ثم اطلبوا منا بعد ذلك ما تشاءون؛ فإننا لا نستطيع أن نعيش بلا حب ما دامت لنا أفئدة خافقة.
Zaman insanla bu şekilde oynar ve türlü türlü acılar ve zorluklar tattırır. İnsanı son derece kazdırdığını ve kalbini öfkeyle doldurduğunu fark edince kapkaranlık gökyüzünde yalancı bir umut ışığı gösterir Böylece zaman, insanı hayattan memnun bir hale getirir. Zaman insanı, sopayla ölüme sürülen bir hayvan gibi yola getirir. Zaman insan konusunda ne kadar da şanslı! İnsan ise zaman konusunda ne kadar şanssız!
وكذلك يعبث الدهر بالإنسان ما يعبث، ويذيقه ما يذيقه من صنوف الشقاء وألوان الآلام، حتى إذا علم أنه قد أوحشه وأرابه وملأ قلبه غيظاً وحنقا، أطلع له في تلك السماء المظلمة المدلهمة بارقة واحدة من بوارق الأمل الكاذب فاسترده بها إلى حظيرته راضيا مغتبطا، كما تقاد السائمة البلهاء بأعواد الكلأ إلى مصرعها، فما أسعد الدهر بالإنسان وما أشقى الإنسان به!