İnsana; sosyolojik, psikolojik, kültürel, felsefik ve dini bir bakış açısı ile bakan yazar onu tüm bu alanlarda analiz edip geçmişten bugüne kadar insanın saplandığı, hapsolduğu duvarları ve bunlardan kurtulma yollarını akıcı ve güzel bir üslupla anlatmıştır. Kitabın ana teması insan gerçeğidir. Beşer ve insan arasındaki ayrımın ince nüansını vermiş ve okuyucuya pencereler açmıştır. Temelde insanın dört zindanından ilk üçü Natüralizm, Tarihselcilik ve Sosyolojidir. Bu kuramların insanı hapsettiği darboğazlardan ve tanımlarının esaretinden yazar ustalıkla bahsetmiştir. Dördüncü zindan ise insanın kendisidir. Aşılması en zor olan ise budur. Aşk, îsar gibi kuvvetli duygular bunu aşabilir.
İnsanın önce ihtiyacı vardır. Sonra insan refaha erişir. Daha sonra refah boşluk ve anlamsızlığa, boşluk ve anlamsızlık isyana, isyan ise zahitlik ve öznelcilikle sonuçlanır.