"Ben bir tavan arası insanıyım, belki de hep öyle kalacağım.
Orada yaşamasam bile:
Ben hep bunun için doğmamış biri olacağım.
Her zaman yalnızca nitelikleri olan biri:
Her zaman kapısı olmayan duvarın önünde kapının açılmasını bekleyen biri olacağım."
"Kim olduğumu bile bilmeyen ben, nasıl söyleyebilirim
ne olacağımı?
Düşündüğüm biri mi olsam, ama o kadar çok şey olduğumu
düşünüyorum kil
Hem o kadar çok insan aynı şey olmayı düşünüyor ki.
o kadar da olmaz!
Dahi mi? Şu anda
Benimki gibi yüz binlerce beyin benim gibi dâhi
olmayı düşlüyor.
Kim bilir acaba tarih onlardan birini bile hatırlayacak mı?
Ya da bütün gelecekti o zaferlerden gübreden başka bir şey
kalacak mı?
Havır, inanmıyorum kendime.
Her tımarhanede kendinden emin o kadar çok deli var ki!
Hiçbir şeyden emin olmayan ben, onlardan daha çok
ya da daha az haklı mıyım?
Havır, kendimden bile emin değilim."
"Kim olduğumu hatırlayınca, bir başkasını görüyorum.
Ve geçmiş şimdiki zaman oluyor belleğimde.
Sevdiğim biriymiş kim olduğum,
ama ancak düşümde.
Beni şu anda üzen özlem ne benden ne de hatırladığım geçmişten değil, görmeyen gözlerin arkasında
içimde yaşayan benden kaynaklanıyor, Bu andan başka kimse tanımıyor beni, belleğim hiçbir şey hatırlamıyor, sanırım şu anda kimim ve geçmişte kim olduğum birbirinin karşıtı iki düş."
"Felsefem yok, duyularım var benim... Doğadan söz ediyorsam, onu bildiğimden değil,
Sevdiğimdendir bu, onu sevmemin nedeni de
Sevenin neyi sevdiğini, niçin sevdiğini
Ve sevginin ne olduğunu asla bilmemesidir."