"Odasında kahredici, çıldırtıcı bir ısrarla dolaştığı duyuluyordu, sanki bütün o geceler boyunca bir zamanlar olduğu kişinin hayaletini alıyordu odasına, sonra her ikisi de, yani geçmişteki adamla şimdiki zamanda adam, sessiz bir mücadeleye girişiyorlar, geçmişteki kendisi, o öfkeli yalnızlığını, o kırılmaz güven duygusunu, o inatçı bencilliklerini savunurken, şimdiki kendisi, eski halinden kendini kurtarma yolundaki o korkunç ve değiştirilemez irafedesini savunmaya koyuluyordu."
"Hüzün dolu sessiz bir tebessümdü bu, hani gerçek bir duygunun sonucu değilmiş, sanki onu bir çekmecenin içinde saklıyormuş da ancak zorunlu olduğu anlarda çıkarıyormuş ama sanki tebessümün az kullanılması yüzünden onu normal şekilde kullanma- yı unutmuş da hiç benimsemeden kullanıyormuş gibiydi."