"Böyle mi sona eriyor bu harika düş, acı gerçek böyle mi ortaya çıkıyor? Girdap böyle mi yutuyor bülbülün şarkısını, rüzgarlar böyle mi dağıtıyor güllerin yapraklarını, ayaklar böyle mi eziyor şarap dolu kadehleri? Ay ışığı altında bunca geceyi boşuna mı geçirdik, ruhlarımızın birleştiği şu yaseminin himayesi altında? Çok hızlı ulaştık yıldızlara da, şimdi bu kırık ve yorgun kanatlarla uçuruma mı düştük? Uyuyan Aşk ansızın uyandı da, öfkeyle bizi cezalandırmaya mı karar verdi? Yoksa, bizi toz gibi vadinin derinliklerine savurmak için, gecenin tatlı meltemlerini yıkıcı bir rüzgara dönuşturecek olan bizim ruhlarımızın esintisi midir?"