"Ama hiç kimse bizi kendimizden daha fazla sömüremez, hiç kimse bize kendimizin zarar verdiğinden daha fazla zarar veremez.
(...)
Tüm hayatınız boyunca hiç kimse, sizin kendinize verdiğiniz zarar kadar sizi sömüremedi. Öz-zararınızın sınırı ölçüsünde başkalarının size zarar vermesine izin verirsiniz. Eğer birisi size, sizin kendinize verdiğiniz zarardan daha fazla zarar vermeye kalkarsa, sizi kendinizden fazla sömürmeye çalışırsa, o insandan uzaklaşırsınız. Ama sizi sizden birazcık az sömürdükleri ve zarar verdikleri sürece o ilişkiyi sürdürürsünüz ve sonuna kadar tolerans gösterir ve katlanırsınız."
"Olmamız gerektiğine inandığımız gibi olmadığımızı biliriz.Bu yüzden kendimizi sahte, riyakar, dürüst olmayan biri gibi hissederiz. Kendimizi gizlemeye çalışırız. Olmadığımız biri olduğumuz imajını vermeye, kendimizi öyleymişiz gibi göstermeye çalışırız. Bunun sonucunda kendimizin suni olduğunu hissederiz ve başkalarının bunu görmesini engellemek için sosyal maskeler giyeriz. Başkalarının bizim göründüğümüz gibi olmadığımızı keşfetmelerinden çok korkarız. Başkalarını da kendi mükemmellik anlayışımıza göre yargılarız. Doğal olarak onların da asla bizim beklentilerimizi karşılaması mümkün olmayacaktır."
"Ölüm, sahip olduğumuz en büyük korku değildir, en büyük korkumuz yaşamak için risk almaktan korkmamızdır. Gerçekte kim olduğumuzu ifade ederek yaşayabilme riskini almaktan korkuyoruz. Sadece kendimiz olarak yaşamaktan korkuyoruz. Hayatımızı, başka insanların taleplerini, beklentilerini karşılamaya çalışarak yaşamayı öğrendik. Başka insanların bakış açılarına uygun olarak yaşamayı öğrendik. Çünkü kabul edilmemekten, başkası için yeterince iyi olamamaktan korkuyoruz."
"Bir hatanın bedelini kaç kez öderiz? Yanıt binlerce kezdir. İnsan, dünyada aynı hatanın bedelini binlerce kez ödeyen tek hayvandır. Diğer hayvanlar her yanlışlarının cezasını bir kez çeker. Ama biz? Bizim çok güçlü belleğimiz var. Bir hata yaparız, kendimizi yargılarız, kendimizi suçlu buluruz, kendimize ceza veririz. Eğer adalet varsa bu yeterlidir. Hatayı bir daha yapmayız. Oysa hatamızı her hatırlayışımızda kendimizi yeniden yargılarız, yeniden suçlu buluruz, ve kendimizi yeniden canlandırırız. Her hatırlayışımızda tekrar ve tekrar, tekrar ve tekrar cezalandırırız. Eğer karımız veya kocamız varsa ve o da bize hatamızı hatırlatıyorsa, bu ceza bir türlü bitmez. Bu adil mi?
Eşimize, çocuklarımıza, ebeveynlerimize aynı hatanın bedelini kaç kez ödetiyoruz? Onların yanlışını her hatırladığımızda, onları yeniden suçlarız. Onlar tarafından haksızlığa uğradığımız için hissettiğimiz tüm duygusal zehrimizi onlara akıtırız ve aynı hatanın bedelini onlara defalarca ödetiriz."
"Kendimiz olmaktan korkarız, çünkü kendimiz olduğumuzda reddedilmekten korkarız. Reddedilme korkusu, yeterince iyi olamama korkusuna dönüşür. Sonunda olmadığımız biri haline geliriz."