gecenin karanlığında uzun adamlar yanlış bir yağmurun iplerine dolaşmış daha yanlış bir yalnızlığa doğru gidiyor senin beklediğin gemiler hiç gelmeyecek hiç gelmeyecek o uzun saçlı çocuk hani geceleri dudaklarını boyayan korkunç bir çetrefilliğin uçurumundaki ne kimse onu bekliyor ne de o kimseyi
bak sözümü dinle çok fena ıslanmışsın kirpiklerinde parlak su damlacıkları yüzün bütün ıslak dudakların soğumuş titremek geliyor içinden durmaksızın yine silme bulut büyükdere açıkları o şilep geçiyor yine siste boğulmuş ortaköy’de görmüştük sahlep içerken birbirimize sevdalı açıklamaksızın
dolar yeşilinde yosmanın aklı ne yapsa boş bira yeşili oğlan bu işin sonu tabancalı bıçaklı siyah beyaz bir film belki bir roman ayaküstü cinayet suratı ağlamaklı
uçuk kızlar sızıyor uykularına soğuk elleri mosmor gözleri loş fena halde sarhoş içine ağlayan ayılamayacak bugünden yarına hayatları nafile hayalleri boş donuk dudaklarının kıyısında kan nasıl kayboldukları anlaşılamıyor