Küfr, bir şeyin üstünü örtmek demektir. Arapça'da, çiftçinin, ektiği tohumun üstünü toprakla örtmesi işlemine "küfr" denir. Aynı şekilde, insanın kalbinde var olan bir dinî hakikatin üstünü çeşitli sebeplerle, cehalet, garaz ve çıkarcılıktan bir örtü kaplar ki, bu hale küfr denir. Buna göre küfr, dinin yok edilmesi ve dinsizlik demek değil, o dinî hakikatin yerine başka bir dinin ikame edilmesi demektir.
İslâm'da, kadim metinlerde, hiçbir tarih kitabında ve hiçbir dinde "küfr" kelimesi dinsizlik anlamında kullanılmamaktadır. Zira dinsizlik denilen durum hiçbir zaman var olmamıştır.
İnsanlık tarihinde felâketle karşılaşan milletlerin tepe taklak düşüşünü hazırlayan unsurlar arasında kibir ve Allah'ın nimetlerini inkâr etmek en başta gelir. Allah tarafından her türlü nimet, zenginlik, şan, şöhret ve saadetle mükâfatlandırılan milletler sonunda nankörlük etmeye, Allah'a isyan etmeye ve dünyada fesat ve zulüm etmeye başlamışlardır.