Peki, ne yapalım? Hayal mı kurmayalım? Hedefsiz mi olalım? Hayır, hayal de olsun, hedef de olsun.Ama aslolan yol olsun.Yolculuk olsun, yol arkadaşları olsun.
Unutma, yüzde yüz emin olmak istersen yüzde yüz gecikirsin! Bir daha kendini gözlerini kısıp geleceği netlemeye çalışırken bulursan bu sözü tekrarla ve ellerini bırak.Ellerini bırakanlar hep en güzel yerlere giderler.
İnsan “hoş geldin"leri becerebiliyor da, "hoşça kal"larda çuvallıyor.
Gençliğini, sevdiklerini, emek verdiklerini uğurlayamıyor ağırladığı zamanki gibi.
Erdemli olmak bu mu acaba?
Gelene de, gidene de kollarını açıp sarılabilmek mi acaba?Kendi başına gelmeyince her şeyin öğüdü, tavsiyesi, tesellisi kolay da, kendi başına gelince zor mu acaba?
Hoşumuza gidiyor herhalde, biraz mazoşistçe, keşke şöyle yapsaydım demek. Çünkü neye yarar yaşıyor olduğumuz seyi avucumuza alıp, ona gözümüz gibi bakmak yerine, yũzümüzü geriye dönmek? Başka bir karara özenmek. Başka bir cennete inanmak. Olmayana, ölü bir şeye âşık olmak gibi keşkelemek.