Rümeysa

Rümeysa
@Rumyveski
Ve bir gün bu profil, ölü bir acizin günlüğü olarak kalacak...
77 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·405 syf.··
2021 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2021 18:22
Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni Nice sözler söylenmiştir şiirlerde, niceleri pek tesir etmiştir gönüllerde. Lakin hangi biri asırların hazin yıkıcılığına dayanabilmiş, hangi kitap zamanın can yakıcı unutulmuşluğunda kendini bu kaderden kurtarabilmiştir… İşte biçare derviş Yunus çıkmıştır o vakit karşısına biz insanlığın, biz Anadolu’nun. Vakitler 13. yüzyılı gösterdiği vakit sen ben gibi gelivermiştir bu dünya hanına savaşların, fakirliğin, kanın fazla fazla olduğu zamanlarda. Sonra büyümüş büyümüş de evlenivermişti Elif’i ile. Sonraları sevdiğine Sitare’m (Yıldızım) diyecek, çocuklarına hürmet edip, geçimini sağlayacak ve bu geçim buğday ile olacaktı. Daha doğrusu o vakit tüm Anadolu’nun geçimi buğday idi. Çünkü buğday ekmek demekti ve bu vakitler çok kıymetliydi, her elde de bulunamazdı. İşte bu vakit köy adına, ekmek adına Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahını gidiverir biçare Yunus. Ben de diyeyim ki hikayemiz tam burada başlar a dostlar. Sorarım sizlere a dostlar, ailesine, köyüne sahip çıkmaktan, ekmeğinden gayrısını da istemeyen bu Yunus’tan nasıl oldu da hoşgörünün, sevginin bağrı, asırlardır süregelen sade fakat bir o kadar yük dolu manalar içeren bir şaire, Allah dostu bir gönüle dönüşüverdi? Nasıl bir od (ateş) ile yanmalı ki insan gönlü yalnız ‘O’nu aramalı? İşte bu yolculuk, Hacı Bektaş-ı Veli’den utangaç bir halde buğday istemesine karşılık geçen sual ile başladı Yunus kardeşimizin. ‘Nefes mi istersin ey oğul yoksa sana iki çuval kadar buğday mı vereyim?’ İşte bu sual ile Yunus’un yolculuğu başlamış Sarıköy gibi bir köyde de bitecekmiş. Yahut belki de asırlarca devam edecekti ama bunu o hiç mi hiç bilmiyordu. Velhasıl o derdinen biçare yalnızca aklına gelenleri yazıveriyordu. Bir avuç toprak Biraz da
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·134 syf.··
2021 26. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2021 19:11
Kitabın ilk sayfalarında sanki okuma bu kitabı der gibi anlaşılmazlık var önemli olanda orayı geçip kitabın benliğini keşfetmek yazarın anlatımı, hitap şekli, duyguları ,düşünceleri çok özgün. İçine kapanık hayattan zevk almadığını düşünen bir insanı konu almış ve kendimizi anımsatan insan olmanın ağırlığını anlatan küçük notlara değinilmiş herkesin beğenemeyeceği dostoyevskinin ilk okunmaması gereken fakat mutlaka okunması gereken çok güzel bir kitabı.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 2020159,3bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 15. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2021 19:46
Fatih'te mutaassıp ailede yetişmiş bir genç kız ama hayalleri Beyoğlu'nun dans salonları ve istiklal caddesindeki takılarla dolu vitrinler... Eş namzeti olarak Harbiye'deki salon beyefendisi kurnaz delikanlı mı Fatih'te oturan Şinasi mi ?... Alaturka bir hayat mı? alafranga mı ? özünü kaybedip , avrupa özentisi bir toplum olmak mı? Bu minvalde insanı düşünmeye sevkediyor. okumanızı öneririm.
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,1bin okunma
7/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2021 20:31
Her birimiz doğarız. Büyürüz yavaş yavaş ve iki yoldan birini seçeriz kendimize, bu bizim kaderimizi belirler. İlk olarak başımıza büyürken iyi ya da kötü şeyler gelir. İyi şeyler gelirse şükretmeyi unuturuz ve hep olandan bir adım fazlasını ister dururuz. Kötü şeyler başımıza gelirse ise hem Allah'a sığınırız hem de ona bir yandan isyan ederiz, neden bu benim başıma geldi, bu kader neden benim için yazıldı diye vb. İşte böyle böyle insanlıktan uzaklaşırız, gittikçe de düşüncelerimiz bu şekilde başkaları tarafından yönetilmeye başlar eğer biz kendimize sahip çıkmazsak, eğer insan olmayı unutursak ve insanlığın gereklerini yerine getirmezsek. Sonrasında ise geçmişi unutmaya başlar ve artık birer sadece şimdiyi yaşayan ve bunu geçmişi ile birleştirmeyen ve hep geçmişteki hataları yapan insanlar haline geliriz ya da kendisini insan sayan biri. Akrabaları da artık unutur ve kendi hayatımızı bu şekilde kurtarmaya başlarız kendimizce. Sadece aile de değil. Herkesi bir anda unutur gideriz farkında olmadan. Başlarız artık tek kalmaya ve derdi sadece şimdiki hayatını kurtarmak olan birer düşüncesiz, geçmişini bilmeyen ve kimseyi artık tanımayan birer "mankurt" olur çıkarız yani artık Juan Juanların elindeyizdir, onlar bizim yöneticimiz olur ama onların da insanları yönetmek ve kendi çıkarları için sadece bize bakan kişilerdir onlar da. Böyle böyle sadece biz kaçmayız artık bir şeylerden ve artık onlar, o sebepler bizden kaçmaya başlar ve tek kalırız, bir başımıza kalırız. Geçmişsiz, ailesiz, düşüncesiz, başkaları tarafından yönetilen bir mankurtuzdur artık tam olarak. Ölüm geldiğinde ise elimizde kalan hiçtir ve sadece ölür gideriz kimse farkında olmadan, kimseyi üzmeden ve bir başına. Yaşanılan şeyler sadece senin aklındadır, başka hiçbir kimsenin değil. Arkandan ağlayanın
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202655,9bin okunma