İnsanların büyük çoğunluğu sessiz bir ümitsizlikle dolu hayatlar sürdürüyor. Tevekkül denilen, aslında ümitsizliğin onaylanmasıdır. Ümitsiz şehirlerden ümitsiz kırlara gidip vizonla miskfarelerinin cesaretiyle avunmak zorunda kalıyoruz. İnsanoğlunun sözüm ona oyunlarıyla eğlencelerinde bile kalıplaşmış fakat bilinçsiz bir ümitsizlik gizli. İçlerinde hiç eğlence yok, çünkü eğlence işten sonra gelir. Ancak, ümitsizce davranmamak, bilgeliğin bir özelliğidir.
Bazen kendine hâkim olamaz insan. Şeytana kapılır, gözü bir şey görmez, ne yaptığını bilemez, gözlerinde şimşekler çakar... Düşünemez olur; temizliğe, masumluğa olan saygısını, her şeyini bir fırtına alıp götürür. İnsan kendini kaybeder, tutkularının esiri olur, o zaman ayaklarının altında dipsiz bir uçurum açılır.