Güneş ile ayın, gezegenlerle durağın yıldızların günde bir kez yerin çevresinde döndükleri düşünülürken, bütün bunların bizim için varolduğunu, Yaratıcı'nın bize özel bir önem verdiğini tasarlamak pek kolaydı. Oysa Copernicus ile izleyicileri bütün dünyayı yerin döndüğüne, bizim gezegenimizin öbür yıldızlar için hiç de öyle apayrı bir önem taşımadığına inandırınca, yavaş yavaş dünyamızın birçok gezegenlere oranla daha küçük, onların da güneşten küçük oldukları ortaya çıkınca, teleskoplarla yapılan yeni hesaplar güneş sistemini, bizim samanyolunu, daha başka birçok samanyollarını içine alan evrenin, ne denli geniş olduğunu gözönüne serince, böyle kıyıda kalmış, sınırlı bir küreçeğin, gelenekselci tanrıbilime göre evrensel bir anlam taşıyan insana yurtluk edebilecek ölçüde bir önemi olduğuna inanmak, gitgide daha güçleşti. Bu ölçülerle düşününce, evrenin amacının belki de biz olmadığımız şüphesi uyanmaya başladı.