"Herkes özel biri olduğumu düşünüyor," dedi sonunda. "Çatlak Kazan'dakiler, Profesör Quirrell, Mr Ollivander... ama büyü konusunda hiçbir şey bilmiyorum. Nasıl büyük şeyler bekleyebilirler benden? Ünlüyüm, neden ünlü olduğumu da bilmiyorum. Vol – özür dilerim – annemle babamın öldüğü gece neler oldu, hiç hatırlamıyorum."
Hagrid masadan eğildi. O yabani saçlarının, kaşlarının arkasında sımsıcak bir gülümseme vardı.
"Merak etme, Harry. Kısa zamanda öğrenirsin. Herkes Hogwarts'ta işe sıfırdan başlar, takma kafanı. Kendin ol, yeter. Biliyorum, kolay değil bu. Öne çıkarıldın, çetin iş. Ama Hogwarts'ta çok güzel vakit geçireceksin – ben geçirdim – aslına bakarsan, hâlâ geçiriyorum."
"Ötekileri aramıza almamalılar, öyle değil mi? Aynı değiliz, bizim gibi yetiştirilmemiş onlar. Düşünsene sen, bazıları mektup alıncaya kadar Hogwarts'ın adını bile duymamış. Köklü büyücü ailelerin çocuklarını almalılar sadece. Sahi, senin soyadın ne?"
1215 yılında İngiliz soyluları Kral Yurtsuz John'a Magna Carta Libertatum'u (Büyük Özgürlük Belgesi) imzalattılar. Bu belgeyle kralın sonsuz görünen yetkileri sınırlanıyor, monarşiden meşruti monarşiye geçilmiş oluyordu. Her ne kadar daha çok soyluların krala karşı haklarını korumayı amaçlasa da birçok siyaset bilimi uzmanı Magna Carta'yı demokrasinin ilk adımı olarak kabul eder. Magna Carta'nın ekonomi tarihi açısından önemi, hükümdarın vergi koyma yetkisinin ilk kez kısıtlanmasıydı. Magna Carta'nın 12. maddesine göre meclisin izni olmaksızın, istisna olarak gösterilen üç durum dışında, kralın vergi koyma hakkı meclisin onayına tabi kılınıyor, 14.maddede de toplanılacak vergiyi onaylayacak olan mecliste kimlerin bulunacağı yer alıyordu.
Erkeklerin büyük kısmı çok fena, çok zalim, bu muhakkak. Kadınların hepsi iyi, hepsi mazlum, bu da muhakkak. Fakat erkeklerin, sade kalbiyle ve dimağıyla yaşayan pek az kısmı var ki, onlardaki gönül temizliğini her kadında bulmak mümkün değil.