Resul Üstünbaş

"Dondurma var" dediler ama kalmadım. Çıkıp gittim. Yadigâr hiçbir şey sormadı. Ne babamın sağlığını ne de yaptığı işlerin nasıl gittiğini. Her şeyden haberi varmış gibi, sadece "Ye" dedi. "Senin ihtiyacın var." Haklıydı aslında. Hepimiz büyüme çağındaydık. Kaç yaşında olursa olsun, herkes. Bütün dünya. Döne döne geçiyorduk büyüme çağından. Başımız döne döne... Bu yüzden yiyorduk ve yemeliydik. Birbirimizi ve her şeyi. İhtiyacımız vardı. Bir an önce büyümek için. Bir an önce büyüyüp de gebermek için. Yeni bir çağ başlasın diye. Mümkünse bu çağa benzemeyen...Çünkü bizden bir bok olmayacağını anlamıştık. O kadar da aptal değildik. O kadar da değil...
Sayfa 36·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yine de, her şeye rağmen, Plymouth'um olsaydı keşke. Bir saat için bile olsa. Nasıl yapıldığını biliyorum. Jenny'yi bir akşam dolaşmaya çıkarırdım. Mümkün olduğunca kibirli otururdum yanında, ellerim direksiyonda, hiç konuşmadan, tek bir söz bile. Plymouth'u konuştururdum sadece. Santa Monica'ya sürer ve denizin yıldızlara eriştiği bir tepede dururdum. Parmaklarımın küçük ve otomatik bir hareketiyle kontrol panelindeki düğmeyi çevirirdim ve makinenin karnından radyonun sesi gelirdi, Bing Crosby'nin vıraklamaları. Güçlü ve sessiz olur, hiçbir şey yapmazdım. Jenny'ye saçlarının başımı döndürdüğünü, yeşil gözlerinin bana, bir süre için bile olsa, öykü ve kurgu gibi sıkıcı şeyleri unutturduğunu söylemeye bile gerek kalmazdı. Her şeyi makine hallederdi; ama bir süre için, bir saatliğine. Olsun, yeterdi. Plymouth ve Bing Crosby, Jenny'nin ruhunu derinden etkiler ve bir süre için her şey iyi olurdu. Çok geçmeden, belki bir saat sonra sıkılcaktım ve kente dönecektik. Jenny herkese Plymouth'u olan bir yazar tanıdığını anlatacaktı. Yazar değil sadece, Plymouth'u olan bir yazar. Çok da önemli değil ama.
Sayfa 77 - Parantez·Kitabı okudu
Yoldaki toza sorun. Plaza Meydanı'ndaki koca Jinpero Serra'ya sorun, heykeli orda duruyor, üzerinde çaktığım kibritlerin izleri de, orada sigara içip insanları seyrederken, ben, John Fante, Arturo Bandini, ikisi bir arada, insan ve hayvan aşığı, fark gözetmeksizin.
Sayfa 43 - Parantez·Kitabı okudu
Her yıl okulumuzda piyes sahnelenir. Pat Lannon'u o piyeslerde oynarken hatırlıyorum. Piyesler bir şeye benzemezler zaten. Çok kötüdürler. Rahibeler yazar. Piyes bile denemez onlara. Müsamere. Budalalık. Oyuncular sahnede hareket etmezler bir kere, kimse ölmez, kimse gülünecek bir şey söylemez. Kızların bu piyeslerde rol olmasına izin verilmez. Erkekler çarşaftan bozma kaftanlar giyerler. Çılgınlık. Herkesin berbat bir rolü vardır. Biri Günah'tır mesela. Bir sonraki iffet. Bir sonraki kader. Bir sonraki merhamet. Liste uzar gider böyle. Metnin tamamı kutsal dilde oynanır, İsa gibi.
Sayfa 6 - Parantez·Kitabı okudu
orospu çocuğu, dedi kadın, anlamlı bir ilişki kurmaya çalışıyorum ben. bunu çekiçle yapamazsın, dedi adam.