İlk olarak bu "Ötenazi Okulu" olarak adlandırılan, okul damgasıyla içerisinde idam cezası almış mahkumların bulunduğu, mahkumların o okulda istediği şeyi yapmakta özgür bırakılıp karşılığında bilim insanlarının üzerinde deney yapılması teklif edilen ABD de bir çeşit cezaevi. Şöyle düşünün idam cezası almışsınız size bir teklif geliyor ve idam gününüz gelene kadar istediğini yapmakta özgürsünüz diyor. Karşılığında sadece demek olmanız isteniyor. Sizcede mükemmel bir kandırma yöntemi değilmi. Esas konuya gelecek olursak, ABD enerji bakanı Green Türkiye'ye geldiği sıralarda gayri meşru bir çocuğu olup onu annesiyle bir başına bırakan maddi manevi hiç bir ihtiyaçlarını karşılamayan sorumsuz bir baba. Ayriyeten sorumsuz, sadakatsiz bir eş. Bu gayri meşru kızının bir sürü hastalığı var , bir sürü fobisi, bir sürü alerjisi var. Düşünün ki güneşe bile alerjisi var güneşe çıkamıyor. Ama kalbi çok değerli biri. Herkez onun kalbinin peşinde. Annesi ölünce babası ortada bırakmayıp onu şu mükemmel ötenazi okuluna bırakıyor. Kız babasını hiç görmemiş, ona yıllarca son nefesini vermeden yanına gelmesi için mektuplar yazmış ama babası mektupları okumaya dahi tenezzül etmemiş. Hatta kızın kalbini alması için bir katil tutmuş.bir seri katil. "Gölge" lakabıyla bilinen ve asla yakalanmayan. Kurbanlarına acımayan bir katil. Kızı duyunca onu merak etmiş. İlk gece onu öldüreceği sırada kız ondan 1 yıl izin istemiş. Katilimiz ise ona acıdığı için buna izin vermiş. O zamana kadar yaşaması için onun için her şeyi yapmış. Zamanı gelince onu öldürememiş çünkü sevdiceğine kıyamamış. Gölge o günden yani 1 yıl izin verdiği günden sonra o hapisanede kendine bir oda hazırlatmış ve kızın odasına kameralar yerleştirip hep onu takip etmiş. Onunla konuşmuş ve onu öldürmekten vazgeçmiş. Bu süre içerisinde