Yıllar geçiyordu; ama, Eşref Efendi Amca'nın nâfiz bakışları ile Mustafa Ağabey'in sohbetlerinin derûnumda uyandırmış olduğu ateş sönmüyor, aksine bütün benliğimde firtinalar koparıyordu. Az konuşan, çok tefekkür eden, cezbeli, sinirli bir bünyem olmuştu. Cezbemi küllendirmek ve içimdeki kasırgaları gözlerden irak tutabilmek için delicesine spor yapmağa başlamıştım. Her gün en az bir saat kültür fizik yapıyor, bir saat de yürüyor veya bisiklete biniyordum. Haftada da dörder saatlik üç idman yapıyordum. Kışın zemheri zurafâsı gibi koşuyor; terimi yağmurun, karın altında soğukta kurutuyor; kışları hergün buz gibi sularla duş yapıyordum. Yazları ise, bunlara ek olarak, hemen her gün yüzüyordum.