Siz yerde, evvalâ nelerden iğrenebilirim, nelerden azap çekebilirim, diye etrafınıza bakıyor, ondan sonra da hep burnunuzun altına bir tutam ısırgan otu asmışlar gibi silkine silkine dolaşıyorsunuz...
Hayatımızın bir devrinden sonra başımıza gelen şeylere o kadar hazırlanmış oluyoruz ki ,kederimizi kendi içimizde taşır gibi yaşıyoruz.
(...)
Fakat bu hazırlıkla, onun hayatımızda aldığı şekil her zaman birbirini tutmuyor.