Ne vapalım, alışmışız bir kere. Sevgiyi önce soyut bir kavram olarak ele alıyoruz, sonra bölüyoruz: Insan sevgisi, yurt sevgisi, bayrak sevgisi, ana baba sevgisi, çocuk sevgisi, hayvan sevgisi, derken müzik sevgisi de katılıyor araya. Bölme işlemini uzattıkça, sevgi sözcüğünün tanımından gittikçe uzaklaşıyoruz. Pul sevgisi, plak sevgisi gibi ancak bir merakı, bir ilgiyi açıklayan, sevgiyle doğrudan hiçbir ilişkisi olmayan tutkulara yöneliyoruz. İnsan pula düşkün olabilir, plağa düşkün olabilir de, sevgi nereden giriyor işin içine ?