Ruža

Ruža
Psikolog, okur, fotoğraf çeker, dans eder
“Güvensiz bağlanan çocukların ileri yaşlarda anksiyete bozukluğu geliştirme oranları daha yüksektir. Serotonin taşıyıcı geninin kısa polimorfik çeşidini taşıyan kişilerin, olumsuz hayat olaylarından sonra, böyle bir allelik değişkene sahip olmayan bireylere göre daha fazla oranda depresyon ve anksiyete geliştirdikleri bilinmektedir. Bu durum gen ve çevre etkileşimi modelinin önemine işaret eder. Güvensiz bağlanma yaşayan kişiler, zarardan kaçınma ve içe vuran davranışsal belirtilerle (anksiyete, depresyon vb.) kendini gösterecek savunma stratejileri geliştirirler.”
Sayfa 118·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Anksiyete bozuklukları, içeriden veya dışarıdan geldiği idrak edilen tehdit veya tehlikeye karşı verilen abartılı cevabı yansıtmaktadır. Bu cevabın özerk sinir sistemine ilgili olan kısmı, kaygı yaratan durumu ortadan kaldırmak adına organizmaya birçok davranışsal seçenek sunar. Kaçmak, hareketsiz kalmak, teslim olmak veya savaşmak bunlar arasındadır. Bu cevaplar, başkalarının da olası bir tehlikeden haberdar etmek suretiyle diğerkâm (özgeci) davranışlar arasında yer almaktadır. Evrimsel açıdan “korku”, en normal kabul edilen adaptif değişkendir. “Kaygı”, patolojik ve abartılı korkuyu yansıtır ve boyun eğme veya depresyon gibi savunma mekanizması olarak kabul edilir. Depresyona tezat olarak anksiyete atakları sıklıkla sadece başkalarının dikkatini çekmeyi hedefler ve otomatik olarak kesilir. Ayrıca anksiyeteye yol açan ortamlardan uzak durmak, depresyona yol açan sebeplerden uzak durmaktan daha mümkündür. Benzer şekilde, Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) da kişilerin abartılı hijyen (temizlik) arama veya tehlike potansiyeli olabilecek durumlardan korunmayı sağlayacak şekilde diğerkâmca bir tarafı olduğu ileri sürülmektedir. Fobik nesneler ve ortamlar o kadar yaygın bir orandadır ki bunların atalarımızdan aktarılmış olan ortak evrimsel bilgiyle şekillendiği çok belirlidir.
Sayfa 117·Kitabı okudu
“Dünyada depresyon görülme sıklığı giderek artmaktadır. Bunun en önde gelen sebepleri arasında yabancı kişilerle rekabet etme zorunluluğu (iş yerindeki veya romantik ilişkilerdeki rekabet vb.) veya kendini çekici ve tercih edilebilir kılmak gibi mecburiyetler sayılmaktadır. Ek olarak özellikle Batı dünyasında, bireyselleşme karşılıklı iş birliği yapmaya yani meşru usulü çalışmaya üstün geldiği için sosyal desteğe ulaşma ihtimali azalmaktadır. İlerleyen yaş da sosyal desteğin azalması sebebiyle depresyon oranını artıran faktörler arasında yer almaktadır. Dolayısıyla modern dünyayla, insanın psikolojisindeki evrimleşme arasında ortaya çıkan uyumsuzluk, depresyonun sosyoekonomik boyutunu gözler önüne sermektedir.”
Sayfa 107·Kitabı okudu
“Kadınların evlatlarına daha fazla yatırım yapması, arkadaş ve akrabalarından gelecek sosyal desteğe daha fazla ihtiyaç duymaları, onların daha fazla sosyal olumsuzlukla yüzleşmelerine olanak sağlar. Meydan okuma davranışını seçmeleri durumunda, kazanamadıkları takdirde kaybedecekleri çok şey vardır. O nedenle, eski zamanlarda ve hatta günümüzde çatışmalı evlilik ortamlarında kadınların her zaman istenmeyen ortamı terk edebilme şansları yoktur. Sonuç olarak yaşadıkları kapana sıkışmışlık hissi, yenilginin patolojik bir göstergesi olan depresyona yol açabilir. İş kaybı, para kaybı ve sosyal statü kaybı erkeklerin üremede partner bulma şansını etkilediği için bu sebepler, evrimsel açıdan erkeklerde kadınlara göre bipolar bozukluğun daha fazla depresyona yol açar”
Sayfa 106·Kitabı okudu
“Modern dünyada kalabalık şehirlerde hayat hem hızlı hem de gürültü ve ışık kirliliği çok yaygın. Bu çevresel şartların, uyku ve sirkadiyen biyoritim (24 saatte bir tekrarlanan doğal uyku-uyanıklık döngüsü) üzerindeki olumsuz etkisi sebebiyle, zaten BB genetiğine sahip olan bireylerde hastalığın tetiklenme riski çok artıyor. Bununla birlikte hipermetil mizaca sahip olan kişiler, büyük şehirlerdeki yüksek uyarana bağlı olarak yükselen enerjiden seçici olarak mutlu olmaktadırlar. Bu durum, zaman içinde bipolar bozukluğun genetiğinin yayılmasıyla sonuçlanabilir.”
Sayfa 106·Kitabı okudu