Ruža

Ruža
Psikolog, okur, fotoğraf çeker, dans eder
“Cinsiyetteki seçicilik ve evrimsel ebeveyn yatırımıyla ilişkili olarak erkek çocuklar, daha dürtüsel, şiddete meyilli ve hareketlidir. Kendini düzenleme yeteneği, ilgi alanlarını geliştirme yeteneği, dış uyaranlara ani tepki verme ve baskılama hâlleri, evrimsel açıdan kızlarda erkeklere oranla daha fazladır. Kızlarda frenleyici davranışsal kontrolün erkeklere nazaran daha fazla evrimleşmiş olması, bilişsel ve duygusal tasarımın daha farklı evrilmiş olması, DEHB’nin kızlarda daha az oranda görülmesine yol açar. Bundan ötürü dışa vuran davranışsal sorunlar erkeklerde, içe vuran davranışsal sorunlar ise kızlarda daha fazladır. Dolayısıyla kızlarda DEHB’nin ortaya çıkması ya genetik yükün çok ağır olması ya da çocukluk döneminde çevresel olumsuzluklara aşırı maruz kalmış olma sebebiyle ortaya çıkar.”
Sayfa 75·Kitabı okudu
Reklam
“DEHB’deki hiperaktivite dürtüsellik şeklinde ana belirtilerin modern insanın sosyal hayatında ve okulda sorun yarattığı son derece nettir ve o nedenle tedavi edilmeyi gerektirmektedir. Buna rağmen hayatın tehdit altında olduğu zorlu çevresel şartlarda hayatta kalmak konusunda avantaj sağlar. Hiperaktivite, tehditlerin daha hızlı tespit edilmesi için çevrenin sürekli olarak gözlem altında tutulmasını kolaylaştırır. Dikkat sorunu sayesinde odaklanma, bir objeden hızla diğerine kayarak tehdit kaynaklarının takip edilmesine imkan verir. Dürtüsellik ise tehlikeden kaçmak için kişinin hızlı tepki vermesini kolaylaştırır.”
Sayfa 74·Kitabı okudu
“Modern dünyada dürtüsellik ve artmış motor aktiviteye sahip olmak, eski zamanlara göre daha az avantajlı bir durumdur. Modern dünyada dikkatin sürdürülebilir olması ve sorun çözme becerilerinin son derece gelişmiş olması, başarılı olmak adına son derece önemlidir.”
Sayfa 74·Kitabı okudu
EVRİMSEL PSİKİYATRİ VE PSİKOLOJİ
Evrim (tekâmül), en basit tanımıyla, zaman içinde meydana gelen değişiklikler demektir. Hiç kimse dünyaya bomboş bir beyinle gelmez yani beynimiz bir tabula rasa (boş sayfa) değildir. Bilakis doğum öncesinde beyinde yerleşmiş olan donanımlar (hardware) ve sonra epigenetik ilkeye göre (aşamalı oluşum) zaman içerisinde gereken programlar yüklenir. Biraz açayım: Bir insan çocuğu, dünyaya çok şeyi bilerek gelir ama henüz idrak aşamasında değildir. Mesela ışığı, sufi müziğini ve Mozart’ın dinginlik veren melodilerini ona dinletip de beşerî konuşmasından bile az zekî doğma ihtimali bile vardır. Mozart’ın müziğinin ritmi, beyindeki BDNF ve reseptörünü artırmakta, sıçanlarda ve insanlarda beyin gelişimini olumlu etkilemektedir. Kimse sazı akıl hastası sanmaz, daha doğmamış oldukları dönemden itibaren bebeklerinizle konuşun, onlara Mozart’ın dinginlik verisi dinletin. Psikiyatri terimini ilk defa kullanan Dr. Johann Christian Reil’dir. O dönemde akıl hastalıklarının bedensel, ahlaki, spiritüel sebeplerden kaynaklandığı düşünülüyor ve akıl hastaları depo hastanelerine yatırılıyorlardı. Kreuger ve arkadaşları (2014), 21 gebe kadından doğmamış bebekleriyle konuşmalarını rica etmişler ve olumlu etkisi olduğunu bildirmişlerdir.
Sayfa 40·Kitabı okudu
“Freud ve hemen hepsi Avrupa orta üst sınıfından gelen hastalarına dayanarak ve kendi annesiyle yaşadığı aşkı ve silik baba figürüne olan öfkesini inanmadığı Yehova’yla mezcedip, teorisine Oidipus karmaşası, süperego ve immatüre, pasif ve mazoşistik kadın psişizması (Freud, 1925) olarak yansıttığı pek çok otorite ve müellif tarafından kabul edilmiştir.Babanın ve kültürün çocuğun psikososyal gelişimindeki belirleyici rolünü büyük ölçüde göz ardı etmesinden kendi izole hayatındaki çevreyi bütün dünya zannetmesinin büyük rolü olmuştur. Kendi varsayımlarını a priori doğru kabul ederek gözlemlerinin sonuçlarını da bunlara göre yordamak ve yorumlamak hastasına düşmüştür ki, yanlışlanabilirlik ilkesine tamamen ters düşen bu yaklaşımı, psikanalizi bilim değil bir yeni çağ dini, bir edebiyat akımı haline sokmuştur. Çoğu kimse, Freud’un hiçbir hastasının iyileşmediğini bilmez ama gerçek budur.Adasal’ın (1979) tabiriyle insanı Homo sapiens sapiens olmaktan çıkarıp Homo libidinosus haline getirmesi olmuştur. Öte yandan gerek Freud’un gerekse takipçilerinin psikiyatrinin kurulmasında ve insanı daha iyi anlamamızda inkâr edilemez bir boşluğu doldurduğu inkar edilemez. Kabul ve teslim etmek gerekir ki insan oğlunu anlama konusunda Freud’un attığı adımın müsbet bilime birçok katkıları olmuştur. Ayrıca bir nevi dinî veya dünyevî dinî, ahlaki veya edebiyatı , kısaca bir yeni dünya görüşü ve hayat tarzı olarak imzasını atmış bir vakadır”
Sayfa 36·Kitabı okudu
Reklam