Kumaşlarda lale ve karanfil motifinin olmasından o kumaşların Türklere ait olduğu sonucunun çıkarılabildiği mirastan bize kalan hiçbir şeyi koruyamadığımızı hissettim kitabı okurken. Aynılık illetine yakalandık bütün dünya olarak. Bir pandemi olarak da değerlendirilmeli ve kıyamet kopmalıydı. Bize ait motifler, kıyafetler, süslemeler, sanatlar hepsi birer birer yok oluyor. Bizse bu kıymetli uğraşları yalnızca kitaplardan öğrenir olduk. Bu kitapta da kaybettiklerimizin görkemli bir tarihi vesikasıdır.
Süheyl Ünver hocanın büyük uğraş ve merakı sayesinde bugün bizlere ulaşmış olan bu kıymetli eserde bugüne kadar bizim tarihimizin en eksik yönlerinden birine de parmak basılıyor. Şöyle ki bizde tarih yazıcılığının eksikliği ve bu sebeple hafızamızdan yitip giden mazinin kaybının gayet farkında olan Süheyl hoca birçok defter tutmuş bu sayede birçok kaybolmaya yüz tutan gerçek gün yüzüne çıkmıştır. Süheyl hoca bizi bu eserleriyle aydınlatmaya devam ediyor. Sırf bu durum bile kendisinin ülkemizin yetiştirdiği ender entelektüellerden olduğunun kanıtıdır.
İnsanın diğer canlılardan ayrıldığı bence en önemli yanlardan biri de güzelliğe duyduğu hayranlıktır. Kitabın sayfalarında kendinizi hayran hayran gezinirken de bulabilmenizin sebebi de budur. Kıymetli birçok çalışmanın da içinde bulunduğu, lale merakının ve daha da önemlisi güzelin peşinde koşan bir kitap. Bu yüzden ne kaybettiğimizi görmek isteyenler için ya da insan olmanın gereği olan güzelin peşinde koşan herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm eserdir.