Yunus KAYA

Yunus KAYA
@Ryugu
Descombes’un “babaların günahları oğulların başına kalır” söylemini haklılaştıracak şekilde bütünüyle 20. Yüzyıl düşünce­sini tayin edenlerin -özelde postyapısalcı felsefe- Descartes, Kant, Hegel, Marx ve Freud gibi aşkın varlık nosyonunu kutsa­yan filozofları hedef alarak, klasik ve modern felsefenin en temel vasfı olan her şeyi “yüce bir ilkeyle” açıklama düşüncesi­nin aşındırılması esnasında Nietzsche üzerinden doldurulan kavramsal şarjörlerini, her seferinde, yeniden ve defalarca He­gel’e boşalttıklarını görmekteyiz. Postyapısalcı felsefenin ortak ve nihai ilk düşmanı Hegel’in olumsuzlanarak felsefe tarihinden bir dizi operasyonla atılma girişimi sadece Deleuze’ün değil birçok postyapısalcı düşünürün iştahını kabartmaktaydı. Mauri­ce Merleau-Ponty’nin, “Hegel bir yüzyıldır felsefede yapılan önemli her şeyin kökenidir” sözünün düşündürücülüğü bir yana Althusser’in ifadesiyle “yüzlerce kez küfür yemiş, üzerine toprak yığılmış bu ölü Tanrı” mezarından niçin çıkarılıyordu? Elbette ki iade-i itibar için değil.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hahaha... Olaylar konusunda fikri sorulduğunda Derrida “no comment” demiş tabii ki... başka bir şey olamaz... bir filo­zofa bir olaya reaksiyonu sorulmaz ki... Derrida’nın ya da baş­ka birinin satırlarında, bütün bu başa gelmeye aday olaylar­dan bahsedilmişti zaten - özellikle Foucault, Deleuze, Virilio ve Baudrillard... (tabii bunların neden hep Fransız olduklarını sormak kaçınılmaz... diyelim ki Fransa Devrimi’ni amaçladığı oranda -elbette sonraki birçok zorluğa rağmen- başarmış tek ülkeydi de ondan)... Derrida’yı konuşmadığı için takdir ettim - Zizek, Said, Chomsky hep konuştular, yazdılar... daha konuş­mak ve yazmak isteyen yüzlerce “philosophe” var tabii... Anla­dığım kadarıyla Derrida filozof 3olduğunu ancak böyle kanıtlayabilirdi: Spinoza’nın dediği gibi “savaşın efendileri kana doy­duktan sonra konuşalım” (Oldenburg’a 37. mektup); ya da Hegel’in dediği gibi “Minerva’nın baykuşu ancak karanlık çöktük­ten sonra uçar”...
Sayfa 351·Kitabı okudu