Tek başına kalan ve bu bekâr adamların konuşmalarını anımsayan Levin bir
kez daha ruhunda o sözünü ettikleri özgürlüğünü yitirme üzüntüsü var mı, yok
mu diye kendisine sordu. Bu soruya gülümsedi. “Özgürlük mü? Ne için
özgürlük? Mutluluk yalnızca sevmek, onun istediklerini istemek, onun
düşündüklerini düşünmektir, yani hiçbir şekilde özgür olmamaktır. İşte mutluluk
da budur!”
“Ya beni sevmiyorsa? Ya sadece evlenmiş olmak için benimle evleniyorsa? Ya
ne yaptığını bilmiyorsa? –diye kendi kendine soruyordu.– Evlendikten sonra aklı
başına gelebilir ve beni sevmediğini, sevemediğini anlar.” Aklına Kiti’yle ilgili
garip ve çok kötü düşünceler gelmeye başladı.
— Evet, sanırım boşanma. Evet, boşanma, –diye yineledi Stepan Arkadyiç
kızararak.– Sizinki gibi ilişkiler içinde bulunan karıkocalar için en akıllıca
çözüm yolu budur. Karıkoca birlikte yaşamayı olanaksız görüyorlarsa başka ne
yapılabilir ki?
— Bütün kent bunu konuşuyor, –dedi Betsi.– Korkunç bir durum. Anna
eridikçe eriyor. Adam, Anna’nın duygularıyla oynamaya izin veremeyecek
kadınlardan biri olduğunu anlamıyor. İkisinden biri: Ya çabuk davranıp onu alıp
götürecek ya da boşanacak. Bu durum Anna’yı boğuyor.